18 Temmuz 2017 Salı

Singal

Yanlış söylenenler ama keyif verenler; Salganyoz singal

18 Ekim 2016 Salı

"Duygularım sert değil"....

Son zamanlarda babanla iletişim sorunları yaşıyoruz... ve ben ona kızgınım... sana anlatmaya çalışıyorum bazı durumları ama sen daha çok küçüksün... beki biraz üstüne gittim belki seni düşünmeden konuştum ve dün gece tam uyumadan önce sen ağlamaya başladın... birden bire durup dururken ağlayınca şaşırdım... "ne oldu" tatlım diye sordum ve sen bana "annesi benim duygularım o kadar sert değil" dedin... ne demek istediğini anlamadım ve ne anlatmaya çalıştığını sordum... bana "benim duygularım sert değil ben kırılıyorum annesi" dedin...işte o zaman üstüne ne kadar geldiğimi ve aslında sinirimi kızgınlığımı istemsiz olarak sana yansıttığımı gördüm... özür diledim senden, yaptığım hatayı anladığımı söyledim sana ve aslında yaptığımın yanlış olduğunu ve bir daha baban hakkında bir şey söylemeyeceğimi söyledim... seni defalarca öptüm kokladım ve sarıldım... buradan da özür dilemek istiyorum Batu... bazen seni koca adam gibi görüyorum karşımda ve düşünmeden konuşuyorum... daha dikkatli olacağım bundan sonra... boşanmamız seninle ilgili değildi bu yüzden boşanma ile gelen sorunları da sana yansıtmamam gerekiyor... üzgünüm bir tanem, o kırılgan duygularına çok daha dikkat edeceğim bundan sonra!!!

27 Eylül 2016 Salı

Tekrardan merhaba....

Merhaba birtanem, ne kadar uzun zaman oldu yazmayalı... Bunu aslında hep söylüyordum ama şimdi baktım da 1,5 sene olmuş en son yazalı... Ve ne acıdır ki son yazı "Bu aileyi ben kurdum" başlıklı... Bu 1.5 sene içinde neler oldu, hepsini ayrıntılı nasıl anlatacağım bilmiyorum, hepsini nasıl açıklayacağımı da bilmiyorum ama bir şekilde deneyeceğim... Bu sitenin amacı neydi... Sana mektuplar... Sen büyüdüğünde benden sana kalacak bir hatıra... Aslında şimdi düşünüyorum da benden sana kalacak o kadar çok şey var ki... En başında benim düşüncelerim, benim seninle yaşadıklarım, sana öğretilerim, seni sen yapan benim yönlendirdiğim üstesinden geldiğim olaylar... Nereden başlayayım bilmiyorum... Ilk başta bu zaman içinde 2 tane reklamda oynadın... Ilk reklamın Pınar Süt reklamıydı, onu ayrıca anlatacağım, sonra Akbank reklamında oynadın... Onda pek ilginç yada önemli bir şey olmadı :)... Çok büyük bir ameliyat geçirdin ve ince bağırsağından 10cm kesilerek alındı... İlkokula başladın (ve hatta şimdi ikinci sınıftasın)... Ve galiba en önemlisi ben babandan boşandım... Bu sonuncuyu sana nasıl anlatacağımı açıklayacağımı pek bilmiyorum ama deneyeceğim... Şimdilik bir mini özet yaparak giriş yapmak istedim... Dediğim gibi uzun zaman oldu yazmayalı ve ben burayı çok ihmal ettim... Başlangıç yapayım dedim :)

6 Mart 2015 Cuma

Bu aileyi ben kurdum....

Evet geçen haftasonu gelip bize "Bu aileyi ben kurdum" dedin. Baban da ben de birbirimize baktık ve ne dediğini anlayamadık. "Nasıl yani?" diye sorduğumuzda da cevabın hazırdı "Benim doğumumla aile olduğunuz yani bu aileyi ben kurmuş oldum" dedin.....

Nasıl akıllı bir fırlamasın sen!!!!

27 Kasım 2014 Perşembe

Memeler...

Senin göğüslere karşı bir ilgin var. Neden diye sormayacağım :) ama ne zaman soyunmuş bir kadın görsen hemen sarılmaya hemen dokunmaya çalışıyorsun. Benden dolayı da büyük göğüslere bayılıyorsun. Geçen hafta sonu kalktığımda içimde sutyen yoktu ve sen t-shirtimin altına girmeye çalıştın. Ben sen çalıştıkça "Hayır Batu" dedim sen inat ettin sonunda da girince "Eveeeettt Memeler Devreye Girdi" dedin : ))))))

26 Haziran 2014 Perşembe

Kelimler...

Pikmik - piknik

Yalvarırım - yavlarırım

:)

Ilk yalan, ilk korku...

Dün baban beni cepten aradı ve dedi ki Batu'nun okuluna bir çocuk gelmiş ve Batu'nun boynunu sıkmış ve ona zorla boncuk yutturtmuş. Tabii ben şok oldum. Baban da ben de durumu anlayamamıştık ve ben hem kızgındım okula buna nasıl izin verdikleri için hem de kızgındım kim benim çocuğuma zarar verdi diye. O kızgınlık ve üzüntüyle eve geldiğimde hemen sana sarıldım ve anlat bakalım ne oldu dedim. Sen de bir cocuğun senin bogazını sıktıgını ve sana zorla boncuk yedirdiğini söyledin yine. Çocuk okuldan değilmiş dışardan gelen bir çocukmuş. Baban çocuğun boyu neydi ki diye sordu ben de çocuk senden büyük müydü diye sordum. Sen de çocuğun 3 yaşında olduğunu ve senden küçük olduğunu söyledin. Tabii bu biraz bana garip geldi. Senden küçük olup hem de 3 yaşında olan bir çocuğa sen asla izin vermezdin boğazını sıkmasına. Bunu üzerine dedim ki Batucuğum bak lütfen doğru söyle tatlım cünkü yoksa yarın okula geleceğim ve okula kızacağım dedim. Bunun üzerine birden gözlerinden bir korku geçti ve gülümseyerek annesi gelme dedin. O zaman anladım ki aslında öyle bir çocuk yoktu. Peki ne oldu bana tam olarak anlatır mısın diye sordum. Dedim sen mi yuttun boncuğu. Sende gülümseyerek evet annesi Uzay ve ben ağzımıza boncuk aldık ben tadını çok merak ettim ve yuttum dedin. Aslına sen boncuğu ağzına alıp yutmuştun. Peki neden bu hikayeyi uydurdun diye sorduğumda da bana bana kızacagınızdan korktugum için söyledim dedi. Asıl o zaman daha canım yandı. Benden korkusuyla bana yalan söylemişti küçük oğlum. Ben onu o kadar mı acab korkutuyordum o kadar mı ürkütüyordum. Sarıldım ona. Dedim ki Batucuğum insanlar bence hayatta herşeyi denemeli. Ben de saçma sapan şeyler yedim denemek için. Ama bunu yaparken sağlığına dikkat etmen gerekir. Sağlığına zarar vermeyecek şeyler yapmalısın. Ayrıca anne baba sana kızacak diye kesinlikle yalan söyleme, bu durumu daha da kötüye götürür dedim. Sen de peki annesi dedin. Birkaç kez daha yalan söylemenin kötü birşey olduğunu bizden korkusundan dolayı yalan söylememesi gerektiğini söyledim. Sana kızmayız Batucugum dinleriz konuşuruz dedim. Peki annesi dedi.

Beni üzen aslında ben senden çok mu uzaktayım acaba? Evet biliyorum cok calısıyorum ve cogunlukla evde değilim sen de bakıcımız Miraylasın ama senden uzaklaşmak istemiyorum. Seninle anne oğul değil arkadaş dost olmak istiyorum. Seninle herşeyi paylaşmayı istiyorum, benim yaptığım hataları senin yapmaman için doğru yolu göstermek istiyorum. Biliyorum insanlar hata yaparak büyür seni hatalardan koruyamam ama yine de zararı en aza indirmek istiyorum. Korumacı anne olmayacağım biliyorum yani senin özgürlüğünü hiçbir şekilde kısıtlamayacağım bu hayatta ama yine benim can yanmalarımı senin yaşamanı istemiyorum.

Her yazıda olduğu gibi seni seviyorum diye bitirmek istiyorum bebeğim.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Büyümeni seyrediyorum...

Zaman ne kadar çabuk geçiyor... Son yazımı Eylül'de yazmışım ve şimdi Ocak sonundayız... "

"Sen okula gidiyorsun, ben iş değiştirdim, Suat hala aynı işte koşturuyor, Dilek iş değiştirdi, anneanne başka bir bakımevine yatırıldı, Ahmet dede İngilizce kursuna başladı, babaanne ve dede iyiler... "

"Sen aslında her gün bizi şaşırtıyor, her gün daha büyüyorsun, ve ben bazen aklım şu sıralar çok karışık olduğu için senin büyümeni kaçırıyormuşum gibi hissediyorum. "

"Mesela geçen gün babanla belgesel izlerken babana "babası ölen hayvanlar nasıl kendilerini gömüyorlar" diye sordun... "

"Aaa mesela balık aldık bir tane... aslında arkadaşım Zeynep aldı o balığı sana... 2 hafta yaşadı... pek ilgilendiğini söyleyemeyeceğm ama sevdin onu... adı da Şirindi :) Şirin ölünce sana nasıl anlatacağımız ve hatta anlatıp anlatmamamız gerektiğini bilemedik... ben googlelladım sonra da Iraza sordum ve o da acıklayın ona dedi... biz de babanla oturduk Şirin'in aslında çok yaşlı olduğunu ve artık kalbinin atmadığını bu yüzden de öldüğünü söyledik... sen çok ağladın... o kadar içli ağladın ki hatta acaba keşk söylemeseydik diye düşündüm... sonra onu bahçeye gömdük... ona bir mini cenaze töreni düzenledik ve yağmurlu bir gecede onu bahçemize gömdük... bir iki gün ölümü sordun bize... bizim de ölüp ölmeyeceğimizi... ne zaman öleceğimizi... ama sonra konuyu kapattın... arada Şirin'i hatırlıyorsun ve sevgiyle bahsediyorsun ondan... "

"Mesela dün gece sen uyurken, birden arkanı döndün, dönerken de koluma bir öpücük kondurdun, ve sonra döndün... nasıl hoşuma gitti, nasıl bir sevgidir ki bu uyurken bile, bilincin yokken bile, beni seviyorsun ve öpüyorsun... "

"Şu sıralar hayatın yanımdan akıp gittiğini düşünüyorum.. ne elimi uzatıp birşeyi tutabiliyorum, ne içine girip ben de zamanla akabiliyorum... bir noktada kaldım, burada, ve o noktanın hayır mı şer mi olduğunu bilmiyorum... zaman gösterecek galiba... "

"Tek bildiğim sen yanımda olduğun sürece, her gece yatarken nefesini duyduğum, uzandığımda erişebilir olduğun sürece, herşeyin üstesinden gelecek güce sahibim... "

"seni seviyorum...

9 Eylül 2013 Pazartesi

Anaokul...

Bugün Anaokuluna başladın birtanem.

İşlerden seni götüremedik Sevil götürdü ama fotoğrafını bana yolladı.

Nasıl güzel nasıl tatlısın.

Seni Seviyorum bebeğim

Okul hayatı(mız)(n) başarılarla dolsun

28 Ağustos 2013 Çarşamba

: ) Batuca

Alarm SINGAL yolluyor :)

Su da HAMAN gibi :)

27 Ağustos 2013 Salı

Dukan ve Ticaret Kafası

Uzun zamandır rejim yapmaya çalışıyorum, yapıyorum veriyorum alıyorum ve yine yapmaya çalışıyorum. Şu sıralar Dukan diyetine takılmış durumdayım. Sevgili baban benim kilo aldığımı düşündüğü için ve kendisi de bu kilo konusunda saplantılı oldugu için beni zorla diyete soktu. Ve şu anda yine Dukan diyetini yapıyorum. Neyse konumuz aslında baban değil ama öncelikle ara satır yazmak istiyorum. Bu yazdıklarımı iyice oku Batu ve iyice aklına yaz çünkü bunlar bence duyacağın en dürüst en içten kelimelerim olacak:

Ben her zaman tombili bir kızdım. Hiçbir zaman zayıf olmadım. Hayatımda hatırladığım en düşük kilo herhalde 62 kilodur o da ortaokuldaki kilomdur. Babanla tanıştığımızda 67 kiloydum ve bana zayıfla öyle evlenirim seninle demişti. O zamanlar bu konuya pek fazla takılmadım. Onun da pek fazla takıldığını sanmıyordum ama zamanla bu konu bizde sorun oldu. Ve şimdi bu sorun ile uzun zamandır uğraşmaktan yoruldum, kırıldım, özgüvenimi kaybettim.

Batucuğum dış görünüş hayati önem taşımaz. Güzellik geçicidir. Bakımlı, temiz, ve kıyafetlerine özen verdiğin sürece ne kadar çirkin olursan ol, her zaman onay görürsün ve her zaman saygı duyulursun. Kimseyi ama kimseyi kilosundan dolayı yargılama. Kimseyi kilosundan dolayı hor görme. O kilonun arkasında ne olduğunu bilemezsin. Ya bir hastalık, ya bir kalp kırıklığı, ya da kendisiyle mutlu ve barışık olan birisi. Kimsenin kilosu seni ilgilendirmez. Bu eşin olsun, annen olsun, yada hiç tanımadık birisi olsun. Sen yaratılış olarak zayıf doğdun ve umarım bu şekilde gider (benim genlerim ağır gelmez :)), o bakımdan şanslısın, ama bazı insanlar o şansla doğmaz. Ve bazı insanlar kendileri ile mutlu olunca zayıflamaya da gerek duymaz. O zaman onları aşağılama, hor görme, laf etme. Dış görünüş, bu yalan dünyada hiçbirşey Batu bunu bil. Önemli olan her zaman iç güzelliğidir.

Lütfen Batu bunu senden ANNEN olarak rica ediyorum; Hiçbir zaman ama hiçbir zaman kilolu insanlara kilosu ile ilgili konuşma, laf sokma, kiloyu dert etme, kiloya takılma. Bu konu bence konuşulacak bir konu değil hatta ayıp. Ne yazık ki baban bu konuda beni cok kırdı, çok hırpaladı, ve hala hırpalamaya devam ediyor. Lütfen sen bu konuda kimsenin kalbini kırma olur mu? Sen benim oğlumsun ve ben oğlumun kilo konusunda bir kızın kalbini kırmasınıa ASLA ama ASLA istemem. Çünkü benim yaşadıklarımı bir tek ben biliyorum. Oğlumun herhangi birisine benim yaşadıklarımı yaşatmasını istemem. Ben seni öyle büyütmek istemiyorum, büyümeni istemiyorum.

Lütfen bu sözlerimi sakın unutma olur mu?

Şimdi sıra dünkü seninle konuşmama geldi :)

Dün diyetim için Dukan puddingi yaptım. Yaparken de sen bana yardım ettin. Pudding bitip de kaselere konunca sen bana dönüp "Annesi benim bir fikrim var" dedin. "Bu Dukan puddinglerini hazırlayıp şişko insanlara satalım" dedin. Bu sözüne güleyim mi ağlayayım mı, ticaret kafana hayran mı kalayım yoksa sivri zekandan korkayım mı bilemedim. Bebeğim sen şimdiden pazarlama kafanla düşünmeye başladın. Bakalım gelecekte ne olacaksın, neleri başaracaksın.

Seni seviyorum bebeğim

Not: Ne kadar büyürsen büyü sen her zaman benim bebeğim olacaksın :)

25 Nisan 2013 Perşembe

Zor bir zaman

Evet çok zor bir dönemden geçiyorum şu anda... Annemi (yani senin aninini) bakımevine yatırdık... uzun zaman düşündük bunu, uzun zaman araştırdımm, güzel bir yer bulduk, ama kendimizi alıştırana kadar, daha doğrusu babamı bu düşünceye alıştırana kadar bir 6 ay geçti yinede... ve sonuç seni bu Pazartesi (22 Nisan 2013) yatırdık... kötü bir gündü.. sürekli ağladım, sürekli ona şimdi ne yapacaklar orada, şu anda ne yapıyor, acaba bizi arıyor mu, acaba onu oraya bıraktık diye bize kızgın mı, acaba yabancılarla olduğu için korktu mu düşünceleri arasında kabus gibi bir gün geçirdim... akşama babamı aradığımda o da bende hüngür hüngür telefonda ağladık... zor çok zor bir zaman ve bence zor bi süreç... düşünüyorum ben bu durumda olsam acaba sen ne yapardın? tek dileğim ben bu duruma düşmeden vefat etmem ki ne sana ne de kendime bu süreci yaşatmamak... şu sıralar isyankarım, sinirliyim, asabiyim, kızgınım... isyanım var çünkü annem bunu hak etmedi, sinirli ve asabiyim çünkü acaba şu anda ne yapıyor diye sürekli düşünüyorum, aklım onda, kızgınım çünkü bu duruma düştük, düşürdü... yukardakinin varlığını sorguluyorum, neden acaba diye açıklama bulmaya çalışıyorum, ben mi yanlış birşey yaptım da bu durumdayız diye irdeliyorum... anlayacağın çok bulanık karmaşık acı dolu ve üzüntülü bir zamandan geçiyorum... sana istediğim gibi ilgi gösteremiyorum, seninle istediğim gibi kaliteli vakit geçiremiyorum, sürkli aklım karışık, bulanık ve meşgul... herşeyi bir kenara bırakıp aslında seninle ilgilenmeliyim ama işte geceleri senin yanında yatıp seni uyuturken ki verdiğim sevginin şimdilik yeterli olduğuna inanıyorum... yani aslında inanmaya çalışıyorum... üzgünüm bebeğim...bunu sana açık bir özür mektubu olarak al.. sen büyürken bu zamanda sana istediğim gibi destek olamadığım ve ilgilenemediğim için... ama bil ki hep seviyorum seni hep hep düşünüyorum seni

8 Nisan 2013 Pazartesi

Haftanın çocuğu

Geçen hafta seni sınıfında "haftanın çocuğu" ilan ettiler ve biz babanla beraber seni anlatmak için okuluna sınıfına geldik. Çok karışık ve çok dağınık bir zamandı ama senin söylediğin bir söz beni aslında bizi (baban ve beni) çok güldürdü o da "Öğretmenim arkadaşım bana çatalıyla ZARAR veriyor" dedin. Bu bize o kadar komik ve o kadar değişik geldi ki :) Bu yaşta bir çocuğun böyle mantıklı ve güzel konuşmalar yapması bizi hep şaşırtıyor. Mesela bana dün "Annesi artık benimle 5 dakika uyuma" deyip beni heyecanlandırman ama sonrasında "Annesi 5 değil 10 dakika uyu" demen gibi :) O kadar mantıklı ve o kadar güzel konuşmaya başladın ki bazen babanla sana laf yetiştiremiyor olduk :)

İlk hastahane yatışı

Evet yaş 4 ve ilk defa hastahaneye yattın. Ne yazık ki Zattüre başlangıcı oldun (bence Zattüre oldun ama Afşin - doktorun- bizi heyecanlandırmamak için bunu söylemedi :)) ve 3 günlüğüne Özel Göztepe hastahanesinde beraber yattık. Zor bir zamandı. Her 3-4 saatte bir (gece gündüz demeden) sana buğu verdiler ve tabii ki gecemiz gündüzümüz birbirine karıştı. Ama o kadar cesur o kadar dirayetli durdun ki miniğim seninle inanılmaz gurur duydum. Fakat o büyük yatağın içinde o kadar küçük ve savunmasız yatıyordun ki içim parçalanıyordu her gün her saat. Ama atlattık sorunsuz ve çıkabildik :) Sen hasta olduğunda baban da bende hep aynı şeyi düşünüyoruz; Sen iyileş de bin kat kötüsü bizim başımıza gelebilir... Senin bir öksürüğün benim bir kalp sıkışmam, senin bir sıkıntın benim bin sıkıntım. Umarım kimsenin bebeği çocuğu canı hiç ama hiç hastalanmaz ve bu acıları hiç yaşamaz...

30 Kasım 2012 Cuma

EVLAT

Teyzen Dilek telefonda konuşuyor ve sen yanına gidiyorsun Sen: Dilekoş kimle konuşuyorsun? Dilek: Sevgilimle. Sevgili kim biliyor musun? Sen: Tabii ki biliyorum :) Dilek: Peki kim? Sen: Hmmmm diyip uzun bir süre düşünüyorsun kafanı bir o yana bir bu yana yatırıyorsun ve sonunda cevabını veriyorsun EVLAT Dilek bana bu konuşmayı anlattığında gözlerim doldu. İçim önce bir boşaldı sonra sana olan sevgimle doldu. Benim için de öyle birtanem. Benim için de sevgili EVLAT demektir. Aşk EVLAT demektir. Mutluluk, huzur, birisi için endişe etme, birisini kendinden öne koyma bunların hepsi EVLAT. Sensin canım oğlum...

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Mmpad

Dün geceki konuşmamız: Yatakta, koynumda yatıyorken; Annesi? Efendim? Annesi bana mmpad alır mısın? Anlamadım tatlım? MMpad Anlamadım canım? İpad ???????? İpad annesiiiii Ama oğlum çok çok pahalı Neden?? Oğlum o çok gelişmiş bir teknoloji (bu arada ben bile söylediğimi anlamayacağını biliyorum ve kendi kendime bunu neden söyledim ki diye düşünüyorum) Ama annesi Dilekoşun var!!!!! dumurum :)))) Tatlım Dilekoşun parası var o alabilir bizim o kadar paramız yok. Sen büyü kendi paranı kazan sen kendine alırsın o zaman... Tamam annesi :) Saat gecenin 10:30 Sen 3,5 yaşındasın Ben ise "Allahım bunlara başladığımıza göre yeni bir yaşıma daha girdim" düşüncesinde :)

Anaokul

Evet zamanı geldi ve sen Anaokula başladın.... Önceden yazdığım gibi Küçük Kara Balık olmadı anaokulun.. Bu hikaye uzun bir hikaye ve aslında biraz can sıkan bir hikaye o yüzden uzun uzun yazmayacağım ama söylemek istediğim her işte bir hayır vardır. KKB olmadı ve belki de daha iyi oldu... Okulun bayağı bir araştırmadan sonra Düşler Şatosu oldu... Umarım okul hayatına ilk adımın burada rahat ve mutlu atılır... Bu arada başladın diyorum çünkü Ağustos ayı boyunca 3 haftadır anaokuluna gittin. Ilk hafta öğretmeninle birebir oynadın hep (Ece öğretmen), sonra yavaş yavaş seni sınıf oyunlarına aldı ve en sonunda, yani 2 hafta sonra, yarım gün ama tam gün okula gitmeye başladın. Küçük bir ara olay dışında (bir çocuk sana vurmuş) gayet güzel ve eğlenceli geçti okul zamanları, gayet güzel alıştın, hatta okulun piskoloğu "Batu okula çok çabuk alıştı, hatta en hızlı alışan çocuklarımızdan birisi" dedi. Seninle çok gurur duydum tatlım. Anaokuluna gidecek kadar büyüdüğüne ve zamanın bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Asıl okul Eylül'de başlıyor bakalım okul maceralarımız nasıl devam edecek. Mucuk

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Ilk antibiyotik

Evet şu anda 3 yaş 4 aylıksın ve ilk defa antibiyotik aldın. Önce ateş ile başladı. Ateşin çıktı ve onu düşüremedik. Afşin'e götürdük ve faranjit olmuş dedi ve antibiyotik yazdı ama hemen başlamayın bir iki gün bekleyelim dedi. Bunun üstüne 2-3 gün daha ateş ile devam ettin ve biz inatla antibiyotik vermedik. Ve olan oldu ve bütün ağzın aft doldu, diş eti kanaması oldu, ve faranjitin üstüne bir de bademciklerin şişti. Tabii ki acilen antibiyotike başladık ama sen ağzındaki aftlardan dolayı yemek yiyemedin, diş etindeki acımadan dolayı hep mızmız oldun ve ağladın, kötü bir zaman geçti. Keşke antibiyotiği erken başlasaydık diye şimdi cok hayıflanıyorum ama yapacak birşey yok geçti gitti artık. Ama şu anda düşünüyorum da bir daha böyle bir durum olursa beklemeyeceğim fazla. Senin iyi olman, senin sağlıklı olman benim için elzem. Sana birşey olmasın da ne olursa olsun durumundayım. Seni seviyorum bebeğim.... Geçmiş olsun... Ki oldu :)

13 Haziran 2012 Çarşamba

Kaçırıyorum...

Geçen hafta 1 haftalığına Antalya Rixos Sungate'e gittik. İnanılmaz keyifli huzurlu sakin ve neşeli bir tatildi. O tatilde senin ne kadar büyüdüğünü ne kadar akıllandığını ve ne kadar uyumlu olduğunu gördüm. Biz (annen ve baban) senin istediklerini yaptık belki de o yüzden sen de bizim sözümüzü dinledin ve inanılmaz sevimli akıllı ve uyumlu bir cocuk oldun. Bu beni düşüncelere itti. Yani senin tatilde bu kadar keyifli huzurlu olman acaba annen babanın sürekli yanında olması ve seninle olması yüzünden miydi? Bu kadar neşeli ve söz dinliyor olman bizim babanla kavga etmememizden mi kaynaklanıyor? Hayatın koşturması içine girip dertlenmememizden koşturmamamızdan yada en azından bir yerlere yetişmek zorunda olmamamamızdan mı kaynaklanıyordu? Bilemiyorum... Geri döndüğümüzde sanki eski hırçınlığın yada koşturman sana da geldi gibi. Yine az söz dinler yine bizim cok hayır demememizlerimiz mi başladı? Bilemiyorum. Sanki bu şehir bu hayat bizi koşturuyor sürekli sırtımıza kamçı vuruyor ve biz bu koşturmanın içinde aslında birbirimizin senin değerini sevimliliğini güzelliğini anlamıyormuş gibiyiz. Hala seninle koyun koyuna yatıyorum biliyor musun? Çünkü gün içinde kaçırdığım nefeslerini anlarını öpüşünü kolumu tutuşunu uyuyrken hissetmek istiyorum. Seni tenimde yanımda hissetmek istiyorum. Senin büyümeni en azından geceleri kaçırmak istemiyorum. Üzülüyorum belki de şu sıralar duygusal olduğum için mi böyleyim bilmiyorum ama senin hayatını senin gülüşlerini hatta düşüşlerini (dün parkta düşüp burnunu acıtmışsın) kaçırdığım için kendime kızıyorum ve hayıflanıyorum. garip bir ikilem içindeyim hem seni sürekli yanımda istiyorum hem de acaba bunu kaldırabilecek sabrım var mı diye düşünüyorum. Seni inanılmaz seviyorum ve sana birşey olacak diye aklım çıkıyor. Sensiz bir hayat düşünemiyorum (bu lafı eskiden sevdiğim insanlara söylerdim ama ancak şimdi gerçek anlamını manasını kalbimde hissediyorum). Bebeğim (ne kadar büyürsen büyü her zaman bebeğim kalacaksın) seni inanılmaz seviyorum ve her zaman, bunun için sana söz veriyorum, her zaman senin mutluluğun için çalışıyorum didiniyorum uğraşıyorum. Bunu sakın aklından çıkartma.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Anaokul ve Uykuda bir dönüm noktası

Uzun zaman oldu diye başlayayım dedim sonra fark ettim ki aslında sürekli öyle başlıyorum :) her seferinde kendime bu kadar uzun aralıklarla yazmamam için kendime söz veriyorum ama bir sonraki yazı aklıma gelince aradan çok zaman geçtiğini görüyorum. Bu dönemde neler mi oldu. Öncelikle 2-3 hafta gibi bir süre bayağı stresli geçti sana anaokul bulmak için. Babanın aslında dileği başka bir okuldu ama ben galiba en başından beri Küçük Kara Balık istiyordum. Yine de Iraz (oyun grubunun öğretmeni) anaokul seçimi için bir seminer yaptığında insanların ne kadar çok okul dolaşıp bakındığını görünce ben de dolaşayım dedim. KKB bizden uzakta olduğundan bakacağım okullar yakın olsun istedim o yüzden de benim de mezun olduğum İstek Vakfının anaokuluna ve de Irmak anaokuluna bakındım(ık). İstek aslında güzel bir okuldu yani kocaman bir villa bahçesi büyük şıktı ama ben de oradan mezun olduğumdan acaba şımarık mı olursun diye bir korku da vardı içimde. Irmak'ın kampüsü çok güzeldi ama anaokulunu pek beğendiğimi söylemeyeceğim ayrıca orada müdürü beklerken ki gördüğüm bir öğretmenin davranışları da hoşuma gitmedi. Neyse ki aklımda hep Iraz'ın olduğu okul vardı ki bu KKB ve buna da sonunda uzun düşünceler ve sıkıntılı kararlardan sonra seçtik. Uzun düşünmemizin sebebi aslında sadece okulun bizden uzakta olmasıydı. Senin sabahları en az yarım saat ve akşamları yine yarım saat serviste gidip gelmeni baban pek istemedi ama ben hap aynı şeyi düşündüm; yolda geçireceğin zaman bırak kayıp olsun, senin mutsuz olacağın bir okula gidip hayal kırıklığı uğramaktan cok daha iyidir. Ve artık sen Eylül (belki daha bile erken) anaokuluna başlayacaksın bu konuda inanılmaz heyecanlıyım. Tek dileğim orada mutlu olman ve mutlu huzurlu kendinden emin bir çocuk haline gelmen. Uyku dönüm noktasına gelince aslında pek iyi bir sebeble başlamadı ama galiba her şerde bir hayır vardır mantığı ile yalnız başına uyuma dönemi başladı gibi. Bu arada tarih 24 Mayıs 2012 yani sen 38 aylıksın yani 3 yaş +2 ay. Herşey şöyle başladı; sen şu sıralar biraz ters şımarık ve dediğim dedik modundasın. Yani aslında biraz kendini bulma derdinde sapıtmış durumda :) Ve bu bizi tabii ki çok etkiliyor. Haftasonu baban çay keyfi yapmak isterken sen onunla oynamak istediğin için sürekli onu dürttün vurdun ve sonunda da önündeki kaynar çay bardağını üstüne döktün. Ve babanın belini yaktın. Eh o da canhıraş bir bağırmayla banyoya koşup soyunup soğuk su altında oturdu. Sana o kadar kızdım ki bunu özellikle yaptığın için hayatımda ilk defa senin popona bir şaplak attım. Sonra sen de babanın durumunu gördükten sonra korktun ve ağlamaya başladın. Baban biraz sakinleştikten sonra ben ona ilaç sürdükten sonra senin korkmana üzüldü ve kucağına alıp sarıldı. O zaman kendimi çok kötü hissettim. Ben sana vurmuş oldum ama baban seni affetmiş oldu. Kötü bir duyguydu. Neyse sabah onu yaşadık akşam da bauhaus'da değiştirmemiz gereken şeyler olduğundan oraya gittiğimizde de sıra beklerken sen birşey yapmak istedin ve sözümü dinlemedin ve birden bağırmaya ve ağlamaya ve kızmaya başladın. O zaman bende birşeyler delirdi ve sana bağırarak kızdım ve eve gidene kadar seninle konuşmadım. Sonra evde de sana dedim ki tek başına uyuyacaksın yanında yatmayacağım. Sen bayağı bir ağladın benimle uyumak istedin ama ben salonda babanla oturdum ve kalkmadım sana sürekli kendinuyuman gerek dedim ve sen kalktığında yatağına gödnerip durdum. Baban da beni destekleyince sen de gittin geldin gittin geldin ve ağlayarak sonunda kendi başına yatakta sızdın. İçim gitmedi mi gitti benim de gözlerim dolmadı mı doldu ama bir şekilde seni yaptıklarının yanlış olduğunu göstermem gerekiyordu ve bunun için en etkileyici olan da senin yalnız uyuman oldu. O günden sonra ki o gün 3 gün önceydi seni yatağa yatırıyorum holdeki ışığı açıyorum sen bir süre oynuyorsun oyalanıyorsun ama sonra benden iyi geceler öpücüğünü alıp uyuyorsun. Baban bile bana şaşırıyor bunu nasıl yaptığıma aslında sana şaşırıyor nasıl tek başına uyuyorsun diye ama galiba alışıyorsun ve bir şekilde kendi başına uyumaya başlıyorsun. Tatlım biliyorum büyümek çok zor. Kendi kişiliğini bulmak ve hem kendi isteklerin varken büyüklerin sözünü dinlemek zor. Babanla bir şekilde çok sınır koymadan seni fazla sıkmadan büyütmeye çalışıyoruz. Bazen sancılı oluyor bazen mutlulukla ama senden tek dileğim mutlu ve huzrulu kendinden emin bir çocuk olman. Benim şu an en değer verdiğim şeylerin başında huzur geliyor. Para pul iş mevki onlar hep gelip geçici önemli olan huzur. Ben bu huzuru babanla ve seninle buldum. Evet çok geç buldum ona üzülüyorum ama neyse ki bulabildim ve şimdi çok güzel seninle daha da güzelleşen ve katlanarak mutluluğa dönüşen bir huzurlu ev hayatım var. Bunu ben yakaladım umarım sen de en kısa zamanda çok canın yanmadan ve cok acıtmadan bulabilmen. Mükemmel bir anne olmayabilirim benim de hatalarım olabilir ama bil ki seni herkesden herşeyden çok seviyorum ve senin için herşey yaparım. Senin üzülmeni veya mutsuz olmanı kesinlikle dayanamam eğer çatışıyorsak bil ki senin iyiliğini düşünerek yaptığımdandır. Seni seviyorum