15 Aralık 2010 Çarşamba

Uyku harikaları - Uyku öncesi ritüelleri - Uyku Sevişmesi

15/01/2010
Dün gece yine yapacağını yaptın :)

Ikea'ya gittik sana birşeyler almak için. Şu sıralar Montessori eğitimine takıldım o yüzden sana plastik çatal bıçak seti, ve oyuncaklarını koyup totalde görebilmen için derli toplu duracak bir raflı dolap aldık. Umarım seversin :)

Ama anlatmak istediğim akşam seninle yatakta uyku öncesi ritüelin :)

Eğer pek uykun yoksa önce şirinlikle başlıyorsun. Annesiiii anne anne diye adımı sayıklıyorsun, sonra emziğini çıkarıp beni öpüyorsun, ben de tabii dayanamayıp karşılık veriyorum, efendim canım diyorum efendim birtanem diyorum :) sonra oyunların devam ediyor ve kolumu okşamaya başlıyorsun, oradan ellerini yüzüme koyuyorsun ve yüzümü avuçluyorsun sonra orası olmadı gıdığımın altına koymaya çalışıyorsun. Sonra baktın o kadar dokunmak yetmiyor üstüme çıkıp üstümde yatıyorsun. Kafanı (alnını) dudaklarıma koyup bastırıyorsun ve zorla kendini öptürtüyorsun :) Sonra kafanı kaldırıp gözlerimin içine bakıyorsun emziğini çıkarıp dudaklarımdan öpüyorsun. Sonra hoop emzik yine ağıza kafa yine dudaklarıma oradan da göğsüme. Bu oyunların bir 5-10 dakika sürüyor herhalde :)
Sonra yoruluyorsun ve kafanı omzuma koyup bedenini bana yaslayıp yavaş yavaş uykuya dalıyorsun.
Bu ritüellerin o kadar keyifli o kadar duygu dolu oluyor ki ben mest oluyorum :)
Hep diyorum ve galiba hep diyeceğim günün en güzel saati seni uyutmaya çalıştığım saat :)
İyi geceler bebeğim :)

13 Aralık 2010 Pazartesi

Mükemmel Ter Kokusu

13 Aralık 2010
Dün gece baban yan odada yattı. Benim işime geldi çünkü biiiir çoook horluyor ikincisi ise ben seninle aynı yatakta uyuyabildim :)
O kadar büyük yatakta gelip sırtıma yatabilen bir tek baban var sanıyordum ama o yeteneği senin de aldığını dün gördüm :)
Öncelikle o kadar güzel uyuyorsun ki... Derin derin nefes alıyorsun, arada mırıldanıyorsun ama en güzeli ensen ve boynun sıcaktan terliyor ve o kadar güzel ter kokuyorsun ki. Geceleri bazen uyanınca eğilip bu kokunu içime çekiyorum. Galiba dünyanın en güzel kokusu bu....
Keşke bazen bu kokuyu hapsedip istediğim zamanlar koklayabilsem diye düşünüyorum. Çok isterdim. Gün içinde işteyken seni inanılmaz özlüyorum. Web cam den seni seyrediyorum ve çok daha çok burnumda tütüyorsun....İşte o zamanlar o koku yanımda olsa da onu koklayabilsem diye düşünüyorum.
Neyse dün gece uyumadan önce kokunu uzun uzun içime çektim. Yanağını öptüm, yanağımla seni okşadım. Sonra da elini tuttum ve uyudum. Tabii deliksiz değildi bu uyku :) Önce sen geldin üstüme yattın, seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum. Sonra sen döne döne uyudun ve ayaklarını sırtıma dayadın ittirip durdun :) Seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum. Sonra sen mırıldandın elimi aradın beni aradın ve yüzümü okşadın kolumu okşadın ve bana iyice sokuldun. Seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum :) Bütün gece böyle gitti :)
Şikayet mi ediyorum? Hayır asla cünkü ben hep dokunmatik bir çocuğum olsun istedim. Ve sen en dokunmatik cocuksun gördüğüm. Kucağımda otururken kolumu okşuyorsun, uyumadan önce ellerini gıdığımın altına sokuyorsun, bazen yüzümü ellerinin arasına alıyorsun, bazen de illa bir yerin değsin bana diye bana yaslanıyorsun. Yani istediğim oldu ve mükemmel dokunmatik bir çocuğum oldu :)
Seni seviyorum tatlım...

Takla

Bugün 13 Aralık 2010.
Artık yazılarıma tarih atmaya karar verdim çünkü ne olur ne olmaz bilgisayarda tarihler karışır ne zaman ne yazdım bulamam diye bunu yapmaya karar verdim.
Batu günden güne dilleniyorsun, minik minik konusuyorsun. Bizim söylediklerimizi tekrarlıyor kendince uzun uzun birşeyler anlatıyorsun. Hele ki anlatırken heyecanlanıp ellerinle anlatmaya calısmıyor musun, mimiklerini de o kadar abartılı kullanıyorsun ki ben kopuyorum. Çok komik, karşımda minik bir insan ellerini kollarını sallayarak konuşuyor ve hiçbirşey anlaşılmıyor :)
Neyse asıl konum aslında senin 20 aylık oldugun halde mükemmel bir şekilde takla atıyor olman. Her banyodan sonra akşam yatakta çıplak olarak zıplıyor, azıyorsun, sonra birden aklına geliyor ve mükemmel bir şekilde takla atıyorsun. Bu yaşta takla atmak normal mi sanmıyorum, bazı cocuklar ilkokulda bile takla atamıyor, ama sen o kadar kolay yapıyorsun ki :) Harikasınnnn!!!
Biraz daha büyüyünce bakalım seni bir jimnastik okuluna (kursuna) götürmeyi çok istiyorum.
Kocaman öpüldünnnn

30 Kasım 2010 Salı

A N N E :) ve uyku ritüelimiz

Uzun zamandır anne yerine nene oldum :) Bir ara acaba inada mı bindirdi neden anne demiyor diye düşündüm. Sonra yok yok diyemiyor galiba dedim. Ama bu hafta sonu oyun grubunda bir bebek anne deyince senin de dudaklarından anne döküldü :) Ağlamaya başladım desem :) Feci rezil oldum annelerin ortasında bütün bebekler konuşmaya başlamışken sen daha sadece tek tük kelimeleri kullanıyorken anneye ağlayan bir anne :)
Nasıl duygulandım nasıl hoşuma gitti :)
Anne olmak çok zor. Hele senin gibi yerinde durmayan her saniye oradan buraya koşturan düz duvar tırmanan bir bebekle hiç ve hiç kolay değil.
Tüm gün koşturmaktan tüm gün aman birşey olmasın diye uğraşmaktan yorgun düştüğümde en büyük zevkim ne biliyor musun? Seni koynuma alıp o terden sırılsıklam misss gibi ter kokan enseni öpüp koklayarak beraber uykya dalmamız.
Her gece seninle yatıyoruz sana sarılıyorum sen ellerini gıdığımın altına sıkıştırmaya çalısıyorsun, yok orasını beğenmezsen kolumu okşamaya başlıyorsun :) Sonra bir ara emziğini çıkarıp bana dudaklarımdan bir öpücük veriyorsun ve sonra yine ellerimi nereye koysam diye uğraşırken yorgun düşüp uyuyakalıyorsun :) Bence günün en güzel zamanı işte bu zaman. İnsanların bir gülücüğe herşey değer diyorlar ya işte benim için bu uyku ritüelimiz herşeye değer :)
Pek bir seviyorum seni tospi :)

18 Ekim 2010 Pazartesi

Ahhh Deniz :)


Bu arada Tombul Peri blogum üzerinden çooook tatlı bir aile ile tanıştım. Deniz'in Mutfağı'nın yazarı ve güzeller güzeli 3 kızı :). Bir ailenin 3 kızı da güzel olur mu? Olurmuş onu gördüm. Bu kadar içten, sevimli, neşeli, ve eğlenceli bir aile daha görmedim. En minikleri Deniz ise benim gönlümü feth etti. İlk buluşmamızda kiş vardı, annesi Deniz'in eline bir kiş tutuşturdu bütün gün onu yemeye çalıştı ve hiç sesi çıkmadı. İkinci buluşmamızda annesi bize pizza yaptı. Bir dilimi eline tutuşturdu ve önce kendisininkini sonra emekleyerek masanın üstünde ablasının bırakığını yedi. Bu kadar sessiz, sevimli, dertsiz bir bebek hiç görmemiştim. Tabii yemek yemesi ve bu sakin hali beni kalbimden vurdu ve ben onu sana almaya karar verdim. Hatta resimlerinizi bile çektim :)

Mimi ve oyun grupları


Öğrenilen kelimelerin devamı geliyor :) mimi :) ne anlama geliyor diye düşünürsen tabii ki emzik , başka ne olacak?
Bu arada 2 haftadır oyun grupları başladı cumartesi günleri. Iraz abla geliyor ve hep beraber oyunlar oynuyoruz. İlk hafta kaselerden boncuk boşaltma & doldurma ve ayrıştırma oynadık. Hayvanların resimlerinden çıkardığı sesleri öğrendik. Küçük şeffaf kavanozların içine (kumbara gibi bir girişten) düğmeleri attık. Bu hafta ise parmak boyası yaptık (bakınız resimlere :)) balık tuttuk oltamızla ve krapon kağıtlarından hediyeleri açtık. Acaba senden daha çok ben mi eğleniyorum bu oyun gruplarında merak ediyorum :)
Haaaaa kelimeler arasında neeeeeee de var pardon haksızlık etmeyeyim sana şimdi :) Baban ya da ben birimiz ne deyince hemen sen de gayet aksanlı bir şekilde neeeeeeeee diyorsun :) nasıl hoşumuza gidiyor anlatamam.
Geceleri sarılacak uyuyoruz bu arada :) nasıl güzel bir duygu anlatılamaz. Bana doğru dönük yüzümü iki elinin arasına alınca dile benden ne dilersen oluyorum. Tatlım seni çok ama çok seviyorum :) iyi ki yapmışım(ız) seni :)
Nenne







11 Ekim 2010 Pazartesi

Nenne

Evet baba'dan sonra anne yerine çıkan kelime :) Nenne. Önce anlamadım, baba dedikce ıh ıh an-ne dedim ve sen sonunda nenne dedin. Hıh diye bir kaldım ne demek istedin acaba diye baktım ve yine an-ne dedim. Cevap aynıydı nenne. Şimdi baban benimle sürekli dalga geçiyor flinta gibi bir baba ve nene olan bir anne :)
Ah be oğulcuğum bula bula bana nene mi demeyi uygun gördün :)