3 Nisan 2012 Salı

veeeeeeeeeeee 3 yaşındasın




veeeee zamanın ne kadar çabuk geçtiğini, hatta uçup gittiğini gösteren tarih geldi ve 28 Mart 2012 3 yaşını doldurup 4 yaşından gün almaya başladın
her zaman ki gibi büyük kutkamayacağım derken bir hata yapıp Iraz'daki arkadaşların 5 kişiler diye arkadaşlarını eve çağırdım ama teknik hata ile aslında 9 arkadaşının olduğunu öngöremedim :)
anlayacağın curcuna ile bir gün geçti
hatta hafta geçti diyebiliriz :)
senin yaşgününde 28 mart'ta seninle Dükkan Burger'a gittik, hamburger yedik sonra tchiboya uğrayıp sana kulaklık aldık iphone ile müzik dinleyebilmen için (sadece 1 gün dayanabildi çünkü sen ertesi gün kulaklığın kablosunu söktün :) ) sonra da eve gelip legodan helikopter yapıp mum üfledik, hem de 3 kere :)
sonra cumartesi günü aile kutlaması yaptık, benim annem babamlar babanın anne babası ve kankalar ve dilekoş. Orada da mum üfeldik 2 kere.
Sonra Pazar günü arkadaşlarını çağırdım dediğim gibi teknik hatadan dolayı 20 kişiydik :) orada da mum üfledin 2 kere :)
aslında biraz mum üflemenin göznünü çıkarıp bir hafta boyunca kutladık yaşgününü ama güzeldi.

Tatlım zaman gerçekten akıp gidiyor, tatlı güzel kahkahalı ağlamaklı, mutlu sinirli zamanlar gelip geçiyor, sen büyüyorsun (hatta boyun inanılmaz uzadı) biz yaşlanıyoruz ve hayat akıp gidiyor. Seninle bunları paylaştığım için seninle bunları yaşadığım için cok mutluyum. İyi ki gelmişsin iyi ki seni yapmışım (biliyorsun ben yaptım seni - babası değil ihihihhi )
Seni seviyorum ve hayatının her daim neşe ve kahkaha ile dolmasını asla üzülmemeni ve hep mutlu olmadı diliyorum
seni seviyorum
nice mutlu yıllara
annesi




Matematik zekası

Yine günlerden bir gün sen sakız diye tutturduğunda baban sana sakız verdi. Ama tabii sen bir tane ile yetinemeyeceğin için ikinciyi istedin ama sakız o kadar büyüktü ki ikisini de ağzına lamayacağın için baban ikinciyi vermedi. Sen bir yaygarar kopardın ki misafirliğe gelenler ve ben tabii başta olmak üzere amanın bunu nasıl sonlandırırz diye düşünüyorken benim aklıma hemen bir cin fikir geldi ve hemen önüne oturup sakızı ikiye böldüm ve al bakalım sana dedim. Sen de o cin gözlerinle bana bakıp annesi o zaman ben dört sakız istiyorum dedin :)
Tabii ben dahil herkes dumur :))))))
Bu arada sen şu anda 2,8 yaşındasın daha 10a kadar sayıyorsun :))))
Einstein mi yetiştiriyoruz ne????

21 Şubat 2012 Salı

Hangurber

Hamburger Batuca :)

1 Şubat 2012 Çarşamba

Salganyoz

Mutfak penceresinin önündeki mermere cikip 'annesi baak ben salganyoz oldum' demene bayiliyorum....

31 Ocak 2012 Salı

Süt parası

Her sabah işe gitmek bazen senin mızmızlanmana bazen üzülmene sebep olunca Sevil sana "anne baba işe gidip sana süt parası kazanmaları gerekiyor" açıklamasını yapmış :)
Eh haliyle bizim işe gitmemiz sana hep "süt parası"nı düşündürtüyor. Bu sabah uyku sersemliğiyle bana "Annesi işe gitme" dedin. Ben de "ama gitmem gerek bebeğim" cevabını verince sen elini kaldırıp omuzlarını silkip "ama evde süt var annesi" demen beni öldürdü :)
Bu yaşta bu mantık HARIKA!!!!!

vovola

Lavobonun Batucası :)

12 Aralık 2011 Pazartesi

Zaman....

Uzun zaman oldu yazmayalı... hayat o kadar çabuk akıp gidiyor ki... bir yerinden tutayım kaçmasın derken daha da hızlı kaçıyor ve ucunu bile tutamıyorsunuz... bu gün biraz sıkkınım... daha doğrusu mutsuz... yazsam mı buraya diye düşündüm uzun bir süre, bu blogu sana, oğluma, hediye olsun diye yazıyorum ama hep güzel zamanlar, hep neşeli zamanları yazmak iki yüzlülük olur diye düşünüyorum... her evlilikte, her çocuk büyütümünde bir zorluk olur, çıkar karşına, bunları yazmamak bence körlük olur, hayalperestlik olur... şu sıralar canım sıkkın çünkü babanla kavga ediyoruz sürekli... yorulduk galiba... evden, hayattan, koşturmaktan, belki de birbirimizden... sabır kalmadı, ne birbirimize, ne de hayata.... sen de pek yardımcı olmuyorsun şu sıralar bize... sınırları zorluyorsun sürekli, beni zorluyorsun sürekli... bir vurma başladı geçmedi gitti, buna bir de saç çekme katıldı ya da fırlatma... haa kaş çekme vardı onu geçen gün sen kucağımdayken "tatlım canımı acıtıyorsun" dedim ve sen devam edince "bak canım acıyor nasıl acıyor" diye ben senin kaşını çektim ve senin canın yandı... o zaman anladın galiba "canım acıyor" demenin ne olduğunu ve artık kaş çekmiyorsun... ama her bana vurduğunda her bana birşey fırlattığında ben de bunu sana yapamam ki... e ne oluyor... sen ne yaptığının sonucunu görmüyorsun hissetmiyorsun ve devam ediyorsun... dün seninle oynarken hatta oynamayı bırak seni severken sen birden kafama armonikanı attın... kaşımın üstüne patladı ve inanılmaz canım acıdı ve ben hüngür hüngür başladım ağlamaya... "üzülme anne, ağlama anne" diye 2 kere söyledikten sonra içeri salona gittin ve tv seyretmeye başladın... anlam veremedim... veremiyorum zaten... belki de vermemek gerek "cocuktur" diye düşünüp geçmek gerek... ama işte babanla da kavgalı olunca kırgın olunca toparlayamıyorum... şu sıralar ev üstüme geliyor... sen üstüme geliyorsun.. hayat üstüme geliyor... kalkamıyorum altından... çabalıyorum tam su üstüne çıktım diyorum ama yine beni birşeyler suyun atına çekiyor... kendimi çok sorguluyorum, neyi doğru yapıyorum neyi yanlış yapıyorum daha iyi nasıl olabilir diye... çok acımasız oluyorum kendime... şu sıralar hiçbir şeyden mutlu değilim... ne hayattan, ne işten, ne evden, ne de senden... bu seni sevmediğim anlamına gelmiyor, kesinlikle bunu karıştırma, ama ağır geliyor herşey ve ben altından kalkamıyorum... zaman diyorum kendime... sadece zaman....