8 Nisan 2013 Pazartesi
Haftanın çocuğu
Geçen hafta seni sınıfında "haftanın çocuğu" ilan ettiler ve biz babanla beraber seni anlatmak için okuluna sınıfına geldik. Çok karışık ve çok dağınık bir zamandı ama senin söylediğin bir söz beni aslında bizi (baban ve beni) çok güldürdü o da "Öğretmenim arkadaşım bana çatalıyla ZARAR veriyor" dedin. Bu bize o kadar komik ve o kadar değişik geldi ki :) Bu yaşta bir çocuğun böyle mantıklı ve güzel konuşmalar yapması bizi hep şaşırtıyor.
Mesela bana dün "Annesi artık benimle 5 dakika uyuma" deyip beni heyecanlandırman ama sonrasında "Annesi 5 değil 10 dakika uyu" demen gibi :)
O kadar mantıklı ve o kadar güzel konuşmaya başladın ki bazen babanla sana laf yetiştiremiyor olduk :)
İlk hastahane yatışı
Evet yaş 4 ve ilk defa hastahaneye yattın. Ne yazık ki Zattüre başlangıcı oldun (bence Zattüre oldun ama Afşin - doktorun- bizi heyecanlandırmamak için bunu söylemedi :)) ve 3 günlüğüne Özel Göztepe hastahanesinde beraber yattık. Zor bir zamandı. Her 3-4 saatte bir (gece gündüz demeden) sana buğu verdiler ve tabii ki gecemiz gündüzümüz birbirine karıştı.
Ama o kadar cesur o kadar dirayetli durdun ki miniğim seninle inanılmaz gurur duydum. Fakat o büyük yatağın içinde o kadar küçük ve savunmasız yatıyordun ki içim parçalanıyordu her gün her saat. Ama atlattık sorunsuz ve çıkabildik :)
Sen hasta olduğunda baban da bende hep aynı şeyi düşünüyoruz; Sen iyileş de bin kat kötüsü bizim başımıza gelebilir... Senin bir öksürüğün benim bir kalp sıkışmam, senin bir sıkıntın benim bin sıkıntım. Umarım kimsenin bebeği çocuğu canı hiç ama hiç hastalanmaz ve bu acıları hiç yaşamaz...
30 Kasım 2012 Cuma
EVLAT
Teyzen Dilek telefonda konuşuyor ve sen yanına gidiyorsun
Sen: Dilekoş kimle konuşuyorsun?
Dilek: Sevgilimle. Sevgili kim biliyor musun?
Sen: Tabii ki biliyorum :)
Dilek: Peki kim?
Sen: Hmmmm diyip uzun bir süre düşünüyorsun kafanı bir o yana bir bu yana yatırıyorsun ve sonunda cevabını veriyorsun
EVLAT
Dilek bana bu konuşmayı anlattığında gözlerim doldu. İçim önce bir boşaldı sonra sana olan sevgimle doldu. Benim için de öyle birtanem. Benim için de sevgili EVLAT demektir. Aşk EVLAT demektir. Mutluluk, huzur, birisi için endişe etme, birisini kendinden öne koyma bunların hepsi EVLAT.
Sensin canım oğlum...
27 Ağustos 2012 Pazartesi
Mmpad
Dün geceki konuşmamız:
Yatakta, koynumda yatıyorken;
Annesi?
Efendim?
Annesi bana mmpad alır mısın?
Anlamadım tatlım?
MMpad
Anlamadım canım?
İpad
????????
İpad annesiiiii
Ama oğlum çok çok pahalı
Neden??
Oğlum o çok gelişmiş bir teknoloji (bu arada ben bile söylediğimi anlamayacağını biliyorum ve kendi kendime bunu neden söyledim ki diye düşünüyorum)
Ama annesi Dilekoşun var!!!!!
dumurum :))))
Tatlım Dilekoşun parası var o alabilir bizim o kadar paramız yok. Sen büyü kendi paranı kazan sen kendine alırsın o zaman...
Tamam annesi :)
Saat gecenin 10:30
Sen 3,5 yaşındasın
Ben ise "Allahım bunlara başladığımıza göre yeni bir yaşıma daha girdim" düşüncesinde :)
Anaokul
Evet zamanı geldi ve sen Anaokula başladın....
Önceden yazdığım gibi Küçük Kara Balık olmadı anaokulun..
Bu hikaye uzun bir hikaye ve aslında biraz can sıkan bir hikaye o yüzden uzun uzun yazmayacağım ama söylemek istediğim her işte bir hayır vardır.
KKB olmadı ve belki de daha iyi oldu...
Okulun bayağı bir araştırmadan sonra Düşler Şatosu oldu...
Umarım okul hayatına ilk adımın burada rahat ve mutlu atılır...
Bu arada başladın diyorum çünkü Ağustos ayı boyunca 3 haftadır anaokuluna gittin. Ilk hafta öğretmeninle birebir oynadın hep (Ece öğretmen), sonra yavaş yavaş seni sınıf oyunlarına aldı ve en sonunda, yani 2 hafta sonra, yarım gün ama tam gün okula gitmeye başladın. Küçük bir ara olay dışında (bir çocuk sana vurmuş) gayet güzel ve eğlenceli geçti okul zamanları, gayet güzel alıştın, hatta okulun piskoloğu "Batu okula çok çabuk alıştı, hatta en hızlı alışan çocuklarımızdan birisi" dedi. Seninle çok gurur duydum tatlım.
Anaokuluna gidecek kadar büyüdüğüne ve zamanın bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum.
Asıl okul Eylül'de başlıyor bakalım okul maceralarımız nasıl devam edecek.
Mucuk
11 Temmuz 2012 Çarşamba
Ilk antibiyotik
Evet şu anda 3 yaş 4 aylıksın ve ilk defa antibiyotik aldın. Önce ateş ile başladı. Ateşin çıktı ve onu düşüremedik. Afşin'e götürdük ve faranjit olmuş dedi ve antibiyotik yazdı ama hemen başlamayın bir iki gün bekleyelim dedi. Bunun üstüne 2-3 gün daha ateş ile devam ettin ve biz inatla antibiyotik vermedik. Ve olan oldu ve bütün ağzın aft doldu, diş eti kanaması oldu, ve faranjitin üstüne bir de bademciklerin şişti. Tabii ki acilen antibiyotike başladık ama sen ağzındaki aftlardan dolayı yemek yiyemedin, diş etindeki acımadan dolayı hep mızmız oldun ve ağladın, kötü bir zaman geçti. Keşke antibiyotiği erken başlasaydık diye şimdi cok hayıflanıyorum ama yapacak birşey yok geçti gitti artık. Ama şu anda düşünüyorum da bir daha böyle bir durum olursa beklemeyeceğim fazla. Senin iyi olman, senin sağlıklı olman benim için elzem. Sana birşey olmasın da ne olursa olsun durumundayım. Seni seviyorum bebeğim....
Geçmiş olsun...
Ki oldu :)
13 Haziran 2012 Çarşamba
Kaçırıyorum...
Geçen hafta 1 haftalığına Antalya Rixos Sungate'e gittik. İnanılmaz keyifli huzurlu sakin ve neşeli bir tatildi. O tatilde senin ne kadar büyüdüğünü ne kadar akıllandığını ve ne kadar uyumlu olduğunu gördüm. Biz (annen ve baban) senin istediklerini yaptık belki de o yüzden sen de bizim sözümüzü dinledin ve inanılmaz sevimli akıllı ve uyumlu bir cocuk oldun. Bu beni düşüncelere itti. Yani senin tatilde bu kadar keyifli huzurlu olman acaba annen babanın sürekli yanında olması ve seninle olması yüzünden miydi? Bu kadar neşeli ve söz dinliyor olman bizim babanla kavga etmememizden mi kaynaklanıyor? Hayatın koşturması içine girip dertlenmememizden koşturmamamızdan yada en azından bir yerlere yetişmek zorunda olmamamamızdan mı kaynaklanıyordu? Bilemiyorum... Geri döndüğümüzde sanki eski hırçınlığın yada koşturman sana da geldi gibi. Yine az söz dinler yine bizim cok hayır demememizlerimiz mi başladı? Bilemiyorum. Sanki bu şehir bu hayat bizi koşturuyor sürekli sırtımıza kamçı vuruyor ve biz bu koşturmanın içinde aslında birbirimizin senin değerini sevimliliğini güzelliğini anlamıyormuş gibiyiz. Hala seninle koyun koyuna yatıyorum biliyor musun? Çünkü gün içinde kaçırdığım nefeslerini anlarını öpüşünü kolumu tutuşunu uyuyrken hissetmek istiyorum. Seni tenimde yanımda hissetmek istiyorum. Senin büyümeni en azından geceleri kaçırmak istemiyorum. Üzülüyorum belki de şu sıralar duygusal olduğum için mi böyleyim bilmiyorum ama senin hayatını senin gülüşlerini hatta düşüşlerini (dün parkta düşüp burnunu acıtmışsın) kaçırdığım için kendime kızıyorum ve hayıflanıyorum. garip bir ikilem içindeyim hem seni sürekli yanımda istiyorum hem de acaba bunu kaldırabilecek sabrım var mı diye düşünüyorum. Seni inanılmaz seviyorum ve sana birşey olacak diye aklım çıkıyor. Sensiz bir hayat düşünemiyorum (bu lafı eskiden sevdiğim insanlara söylerdim ama ancak şimdi gerçek anlamını manasını kalbimde hissediyorum). Bebeğim (ne kadar büyürsen büyü her zaman bebeğim kalacaksın) seni inanılmaz seviyorum ve her zaman, bunun için sana söz veriyorum, her zaman senin mutluluğun için çalışıyorum didiniyorum uğraşıyorum. Bunu sakın aklından çıkartma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)