7 Ocak 2011 Cuma
Demonstratif kişilik göstergesi
Şu sıralar canım biraz sıkkın. Teyzen, yani ablam, hastanede yatıyor ve ben öğlenleri çıkıp onun yanına gidiyorum. Hem kendime hem sana pek zaman ayıramıyorum bu sebeple ama haftasonu bunu telafi edeceğim.
Neyse teyzenin durumu yüzünden benim tabii ki canım biraz sıkkın, ve biraz da gerginim. Geçen gece eve döndüğümde babanla konuşurken biraz hararetlenmeye başladı konuşma. Kavga diyemem saçma bir olaydı, sesler bile yükselmedi, ama gerginlik oluşmaya başlamıştı. Ve sen yapacağını yaptın ve 21 aylık olarak kişiliğini ilk defa bu kadar demonstratif bir şekilde bize gösterip kulaklarını ellerine kapayıp başını sallamaya başlayıp naninaninaninani diye bağırarak kendi kendine şarkı söylemey başladın. Tabii biz babayla şok :) O anda bize "sizi duymak istemiyorum" "ne konuşacaksanız ya doğru dürüst konuşun ya da yanımda konuşmayın" mesajı verdin bu yaşında bizi hizaya getirdin ve biz babanla hata yaptığımızı anlayıp hemen sarıldık birbirimize. Hemen ben babanı öptüm öptüm sonra "gel Batucuğum seni de öpeyim" dedim ve seni de öptüm öptüm.
Şaşırdım ve asında çok çok gururlandım. Neden mi çünkü bu yaşta kendini dış etkenlerden korudun (dış etkenler bizim babanla sürtüşmemiz oluyor :)) çünkü bize doğruyu gösterdin ve kişiliğinin aslında ne kadar sağlam temellere oturmaya başladığını gösterdin. Seninle inanılmaz gurur duydum. Biliyorum ömür boyu hep negtaifliklerle karşılaşacaksın ama en azından kendini korumayı öğrenmeye başladın bile şimdiden, içimi rahatlattın.
Birtanemsin....
29 Aralık 2010 Çarşamba
Öz EleŞtiRi
Belki anlamışsındır senden önce çok sosyal çok gezen birisiydim. Babanla her hafta en az 2 kere dışarda yemek yer, haftasonları oraya buraya gider, hafta içi arkadaşlarımla cinemaya giderdim. Sonra hamile olduğumu öğrendim ve inanılmaz sevindim (bakınız ilk yazılarım :)) ve Ayşe Öner kurslarına gitmeye başladım(k). Ve bebeklerdeki en önemli şeyin rutin olduğunu öğrendik. Her zaman aynı saatlerde yemek yemek, aynı saatlerde banyo yapmak, aynı saatlerde yatmak bebeklerde/çocuklarda huzuru sakinliği ve güveni getiriyordu. O yüzden seninle her yaptığımız bir saat çizelgesine uymaya başladı. Aynı saatlerde yemek yemek, aynı saatlerde banyo yapmak, tv seyretmek sütünü içmek ve uyumak. Bu rutini çok çok az değiştirdik hatta hiç değiştirmedik diyebiliriz ama bu rutin bize de ne yazık ki tekdüzeliği getirdi. Romantikliği götürdü. Evet sakinliği ve huzuru getirdi ama o sevgiliye karşı hissettiğin kalp çarpıntısını, o heyecanı götürdü. Artık babanla ne bir şekilde konuşabiliyor ne bir şekilde iletişim kurabiliyorduk. Çünkü seninle beraber ya ben uyuyor ya da ben uyanıksam baban uyuyordu.
Bu ilişkimizi yıprattı, ve yıpratıyor da...
Ayrıca o gezmeler o istediğin zaman istediğin yere gitmeler de kalmadı, kalamadı :)
Özgürlüğüm kısıtlandı.
Sonra bir de seni en güzelinden yetiştirme endişesi başladı. Hangi oyunu oynatsam da sana neler öğretse. Hangi oyun grubuna gitsem de gelişimini hızlandırsa, tamamlasa, pekiştirse. Nasıl davransam da çok mutlu olsan, efendi ve söz dinleyen bir çocuk olsan. Ne yapsam da mükemmel ya da en azından iyi bir anne olsam. Bu sorumlulukların (sıkıntıların) içinde boğuldum.
Çok soru var ama çok az doğru cevap. O cevapları da bulmak ayrıca bir iş.
Ve ben galiba sonunda çok yüklendim kendime. Herşey üst üste geldi. Mükemmel bir anne olmaya çalışmak, romantik ve iyi anlaşan bir karı koca olmak ve sosyalliğini yaşamak isteyen bir birey olmak bir şekilde aynı ben'e oturmadı. Belki de herşeyi zamana bırakmam gerekir. Belki de kendimi biraz rahatlatmam gerekir, yani sen eninde sonunda büyüyeceksin yani bu oyunla mı büyüsün yok şu oyunla mı büyüsün diye kafa yorarken bıraksam kendi bulduğun oyunlarla büyüsen en doğrusu olmaz mı. Belki her gece seni uyuttuktan sonra kendimi zorlasam ve uyuyakalmasam ve kalkıp babanla konuşmaya çalışsam. Belki arada kendime kaçamaklar ayarlasam birileriyle ya da yalnız ama biraz bazen kendimi uzaklaştırabilsem. Aslında ben sorularımın cevaplarını biliyorum problemlerimin çözümünü de biliyorum ama neden yapmıyorum işte onu bilmiyorum.
Biraz daha düşünmem gerek diyorum ama aslında düşünme sırası değil hareket geçme sırası şu an. Bunu yapmazsam ne ben mutlu olacağım ne de etrafımdakileri mutlu edebileceğim.
Bakalım zaman bana neler getirecek....
Bunu sana bir yargılama, ya da senin yüzünden bunlar oldu şeklinde değil hatta senin için saçımı süpürge yaptım al bak oku olarak değil de çocuk yapacaksan önce bunları oku düşün öyle yap demek için yazdım :) Birazcık da kendimi dinlemek için :)
Seni seviyorum tatlım
YıLbaŞı EğLeNceSi
29 Aralık 2010
Bu haftasonu Iraz tüm oyun gruplarını toplayıp bir yılbaşı partisi düzenledi.
Çok eğlendik biz. Önceleri daha ortalıkta pek kimse yokken etrafta dolaştın beni hiç tınlamadan oraya buraya gidip inanlarla kaynaştın ve etrafta dans ettin. Açık büfe olan yerde pilavın içindeki kocaman kağığı alıp yaladın :) insanların elindeki yemeklere musallat oldun ve acaip keyifle kara tahta önünde oynadın.
Aslında bu yazıyı yazmamın sebebi kendine o kadar çok güvenen bir bebeksin ki, pardon aslında bebek demek yanlış artık kocaman adam olsun aslında :) etrafta öyle bir özgüvenle dolaştın ki hiç arkanı dönüp de annem geliyor mu benimle diye bakmadın :)
oynayan çocukların yanına gidip oyuna katıldın yada cocuklarına mama yediren adamın yanına gidip ilgi ve mama istedin.
Seninle aslında inanılmaz gurur duydum çünkü çoğu çocuk annelerinin dibinden ayrılmıyorken sen hic çekinmedin hiç beni aramadın kendince dolaştın.
Sonra etraf çok kalabalık olmaya başladı ve oyunlar oynanmaya başladı. Sen bayagı bir eğlendin, keyif aldın ama bir süre sonra sana çok gelmeye başladı ve ağlamaya başladın. Seni hemen alıp arka oyun odasına götürdüm ve orada gecemizi sakin ve huzurlu bir şekilde bitirdik.
Bu arada oyunlar oynanırken bir çocuk birden üstüne atlayıp boğazına sarıldı ve berbaer yere düştünüz, o kadar korktum ki canın acıdı ya da korktun diye müdahelede bulunmak istedim ama sağolsun çocuğun annesi uçarak gelip kendi oğlunu alınca ve senin de bu durumdan acayip eğlendiğini görünce rahatladım ve olayı kendi haline bırkatım.
Batu ne alem çocuksun; diğer çocuk üstüne atladı seni boğmaya çalıştı yere yığdı ve kaltığında yüzünde kocaman bir gülümseme vardı :)
Seni bazen bu yüzden çok seviyorum çünkü art niyetin yok yani o çocuğun oyun oynadığını sandın ve bunu keyifle neşeyle karşıladın :) Ne kadar saf ne kadar temizsin daha Batu...
Seni seviyorum tatlım
15 Aralık 2010 Çarşamba
Uyku harikaları - Uyku öncesi ritüelleri - Uyku Sevişmesi
Dün gece yine yapacağını yaptın :)
Ikea'ya gittik sana birşeyler almak için. Şu sıralar Montessori eğitimine takıldım o yüzden sana plastik çatal bıçak seti, ve oyuncaklarını koyup totalde görebilmen için derli toplu duracak bir raflı dolap aldık. Umarım seversin :)
Ama anlatmak istediğim akşam seninle yatakta uyku öncesi ritüelin :)
Eğer pek uykun yoksa önce şirinlikle başlıyorsun. Annesiiii anne anne diye adımı sayıklıyorsun, sonra emziğini çıkarıp beni öpüyorsun, ben de tabii dayanamayıp karşılık veriyorum, efendim canım diyorum efendim birtanem diyorum :) sonra oyunların devam ediyor ve kolumu okşamaya başlıyorsun, oradan ellerini yüzüme koyuyorsun ve yüzümü avuçluyorsun sonra orası olmadı gıdığımın altına koymaya çalışıyorsun. Sonra baktın o kadar dokunmak yetmiyor üstüme çıkıp üstümde yatıyorsun. Kafanı (alnını) dudaklarıma koyup bastırıyorsun ve zorla kendini öptürtüyorsun :) Sonra kafanı kaldırıp gözlerimin içine bakıyorsun emziğini çıkarıp dudaklarımdan öpüyorsun. Sonra hoop emzik yine ağıza kafa yine dudaklarıma oradan da göğsüme. Bu oyunların bir 5-10 dakika sürüyor herhalde :)
Sonra yoruluyorsun ve kafanı omzuma koyup bedenini bana yaslayıp yavaş yavaş uykuya dalıyorsun.
Bu ritüellerin o kadar keyifli o kadar duygu dolu oluyor ki ben mest oluyorum :)
Hep diyorum ve galiba hep diyeceğim günün en güzel saati seni uyutmaya çalıştığım saat :)
İyi geceler bebeğim :)
13 Aralık 2010 Pazartesi
Mükemmel Ter Kokusu
Dün gece baban yan odada yattı. Benim işime geldi çünkü biiiir çoook horluyor ikincisi ise ben seninle aynı yatakta uyuyabildim :)
O kadar büyük yatakta gelip sırtıma yatabilen bir tek baban var sanıyordum ama o yeteneği senin de aldığını dün gördüm :)
Öncelikle o kadar güzel uyuyorsun ki... Derin derin nefes alıyorsun, arada mırıldanıyorsun ama en güzeli ensen ve boynun sıcaktan terliyor ve o kadar güzel ter kokuyorsun ki. Geceleri bazen uyanınca eğilip bu kokunu içime çekiyorum. Galiba dünyanın en güzel kokusu bu....
Keşke bazen bu kokuyu hapsedip istediğim zamanlar koklayabilsem diye düşünüyorum. Çok isterdim. Gün içinde işteyken seni inanılmaz özlüyorum. Web cam den seni seyrediyorum ve çok daha çok burnumda tütüyorsun....İşte o zamanlar o koku yanımda olsa da onu koklayabilsem diye düşünüyorum.
Neyse dün gece uyumadan önce kokunu uzun uzun içime çektim. Yanağını öptüm, yanağımla seni okşadım. Sonra da elini tuttum ve uyudum. Tabii deliksiz değildi bu uyku :) Önce sen geldin üstüme yattın, seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum. Sonra sen döne döne uyudun ve ayaklarını sırtıma dayadın ittirip durdun :) Seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum. Sonra sen mırıldandın elimi aradın beni aradın ve yüzümü okşadın kolumu okşadın ve bana iyice sokuldun. Seni ortaya ittirdim üstünü örttüm ve uyudum :) Bütün gece böyle gitti :)
Şikayet mi ediyorum? Hayır asla cünkü ben hep dokunmatik bir çocuğum olsun istedim. Ve sen en dokunmatik cocuksun gördüğüm. Kucağımda otururken kolumu okşuyorsun, uyumadan önce ellerini gıdığımın altına sokuyorsun, bazen yüzümü ellerinin arasına alıyorsun, bazen de illa bir yerin değsin bana diye bana yaslanıyorsun. Yani istediğim oldu ve mükemmel dokunmatik bir çocuğum oldu :)
Seni seviyorum tatlım...
Takla
Artık yazılarıma tarih atmaya karar verdim çünkü ne olur ne olmaz bilgisayarda tarihler karışır ne zaman ne yazdım bulamam diye bunu yapmaya karar verdim.
Batu günden güne dilleniyorsun, minik minik konusuyorsun. Bizim söylediklerimizi tekrarlıyor kendince uzun uzun birşeyler anlatıyorsun. Hele ki anlatırken heyecanlanıp ellerinle anlatmaya calısmıyor musun, mimiklerini de o kadar abartılı kullanıyorsun ki ben kopuyorum. Çok komik, karşımda minik bir insan ellerini kollarını sallayarak konuşuyor ve hiçbirşey anlaşılmıyor :)
Neyse asıl konum aslında senin 20 aylık oldugun halde mükemmel bir şekilde takla atıyor olman. Her banyodan sonra akşam yatakta çıplak olarak zıplıyor, azıyorsun, sonra birden aklına geliyor ve mükemmel bir şekilde takla atıyorsun. Bu yaşta takla atmak normal mi sanmıyorum, bazı cocuklar ilkokulda bile takla atamıyor, ama sen o kadar kolay yapıyorsun ki :) Harikasınnnn!!!
Biraz daha büyüyünce bakalım seni bir jimnastik okuluna (kursuna) götürmeyi çok istiyorum.
Kocaman öpüldünnnn
30 Kasım 2010 Salı
A N N E :) ve uyku ritüelimiz
Nasıl duygulandım nasıl hoşuma gitti :)
Anne olmak çok zor. Hele senin gibi yerinde durmayan her saniye oradan buraya koşturan düz duvar tırmanan bir bebekle hiç ve hiç kolay değil.
Tüm gün koşturmaktan tüm gün aman birşey olmasın diye uğraşmaktan yorgun düştüğümde en büyük zevkim ne biliyor musun? Seni koynuma alıp o terden sırılsıklam misss gibi ter kokan enseni öpüp koklayarak beraber uykya dalmamız.
Her gece seninle yatıyoruz sana sarılıyorum sen ellerini gıdığımın altına sıkıştırmaya çalısıyorsun, yok orasını beğenmezsen kolumu okşamaya başlıyorsun :) Sonra bir ara emziğini çıkarıp bana dudaklarımdan bir öpücük veriyorsun ve sonra yine ellerimi nereye koysam diye uğraşırken yorgun düşüp uyuyakalıyorsun :) Bence günün en güzel zamanı işte bu zaman. İnsanların bir gülücüğe herşey değer diyorlar ya işte benim için bu uyku ritüelimiz herşeye değer :)
Pek bir seviyorum seni tospi :)