21 Temmuz 2011 Perşembe

Büyüyorsun

Büyüdüğünü günden güne görüyorum :)

Eskiden acaba yatağın ortasına bir kapak gibi birşey mi koysak diye düşünüyordum yatağın içinde fazla dolaşma diye o kadar miniktin ki yatak senin galiba 3 katın filandı....
Eskiden seni kucağıma aldığımda gayet rahat hareket edebiliyorum ama şimdi benim yarımdan daha büyüksün :)
Kucağımda uyutuyorken seni şimdi yanımda yatarak uyutuyorum...

Ama bu sabah beni en çok sarsan o güzel ekşimiş ter kokun yok artık :(
Her sabah seni alır kucagıma enseni bir derin nefes çekerek koklardım. O ekşimiş ter kokun nasıl gelirdi bana anlatamam. Dünyanın en güzel kokusuydu o :) Ama şimdi bu sabah kokladığımda ne yazık ki yoktu o koku. Ter kokusu gitmişti aslında. Üzüldüm, dedim bebeğim büyüyor ve çocuk oluyor.

O harika ekşimsi ter kokunu özleyeceğim tatlım :)

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Apapot kolluk

Geçen sene sen harike bir şekilde kolluklarla havuzda yüzdün. Hem de hiç korkmadan kendini havuza atıyordun ister kolluklu ister kolluksuz :) Ama bu sene hiçbir şekilde sana kolluk takamadık. izin vermedin hatta hayırrrrr kolluk yok diye sürekli söyledin. Tatil boyunca sana yeni aldığımız bir tarafında ahtapot (sen onlara apapot diyorsun) bir tarafında balina çizimleri olan kollukları takmaya kalkıştıkca bağırdın ve kesinlikle kullanmadın. Üzüldüm çünkü geçen sene o kadar rahat olup bu sene nasıl bu kadar korktun anlamadım. Galiba tatilin ilk günü kaydıraktan babanla kayarken çok hızlı suya girdin ve birden çok şok oldun o yüzden de acaba korktun mu bilemedim? Bizim hatamızdı aslında çok hızlı ineceğinizi düşünemeden yanlış bir kaydıraktan kaydı suat ve senin yüz ifaden dehşetini anlatıyordu. Sonra tüm tatil ya cocuk havuzunda ya da bizim kucagımızdaydın. Geçen haftasonu çiftlikte yine ayağının bastığı yerde dolaşırken seni minik gemi gibi şişme bir bota koydum ve onunla korkmadan derin yerlerde yüzdün ama kollukları yine takmak istemedin. Bu haftasonu Suat yüzerken sen de girmek istedin. Baban seni kucagına aldı ve yüzerken ben de hadi sana kollukları takalım sen kendin yüz dedim ve sen de birşey demeyince hemen taktım ve önce babanın kolları arasında ama sonra kendi başına havuzu bir boydan bir boya geçtin. Haa bu arada da "Batu korkmuyoooo" dedin :)
Harikaydın ve beni nasıl mutlu ettin sana anlatamam :)
Bu arada videonu da çektim. Şansıma Batu korkmuyooo lafının da yakaladım.
Umarım bizim gibi (baban ve ben) suyu seversin ve bol bol yüzer & dalar & keyif yaparsın :)

İlkyardım

Cumartesi günü baban, arkadaşımız Fatoş ve ben evde muhabbet ediyorduk. Sen her zaman ki gibi kucagımda telefonla oynuyordun :) Arada Fatoş'la oynaşıyor arada TV seyrediyor arada da telefonla oyun oynuyordun. Bir ara sen Fatoş'la oynaşırken birden aşka geldin ve kafanı arkaya attın. Ve uzun zamandır babanla ikimizin korktuğu başıma geldi ve kafan burnuma çarptı. Çatırttt diye bir sesten sonra benim gözlerim karardı burnumu tuttum ve kanamasını bekledim. Allah'a şükür birden kanamadı sonradan az birşey kanadı ama sana o acıyı anlatamam. Ben acıdan ağlamaya başlayınca sen de birden ne olduğunu anlamadın ve korktun. Baban koştu bana buz getirdi bir tane de ağrı kesici ama ben burnumun acısından hiçbirşey göremiyordum. Ben buzu koydukca sen daha da korktun ve "annesiii buz kommaaaa" "annesiii ne olduuu" diye ağladın. Neyse biraz sakinleştikten sonra sen yine kucagıma tırmandın "tatlım burnum ufff oldu" dedikten sonra birden "bekle annesi" dedin sonra yine kendi kendine birşeyler mırıldandın ve ışık hızıyla arka odaya doğru koşmaya başladın. Biz tabii ne olduğunu anlamayıp acaba ne dedin diye düşürken sen yine ışık hızıyla koşarak geldin ve elindeki ilk yardım çantasını bana uzattın. Bizim halimizi görmeliydin :) Ben baban Fatoş şok olmuş bir şekilde sana bakarken sen "annesi bant annesi bant" dedin. Burnum uf olduğu için bant takmamı söylüyordun. Tabii o duruma ben acaip duygulandım ve gözlerim doldu :) Sen daha 2 yaşındasın daha ilk yardım çantası neymiş bilemezsin diye düşünüyorum ama sen bunu düşünüp gidip çekmeceden çantayı alıp verdin bana. Bence çok zekisin tatlım ve seninle inanılmaz gurur duyuyorum. Seni ayrıca inanılmaz da seviyorum :)
İyi ki varsın tatlım....

Burnu şişmiş ve hafif morarmış annen :)

29 Haziran 2011 Çarşamba

Oksama rahatsizligi

Bazi geceler sen uyaniyorsun ve elimi tutmak istiyorsun. Dün gece de yine böyle oldu ve sen saat 4:31 de uyanip sabah 5:55 e kadar kolumu ve elimi oksadin :) ne yazik ki bu oksamalar yüzünden ben uyuyamiyorum ve dün gece aslinda artik, sabah demem gerek :) , dayanamayip uyumak istedigim icin seni yataga aliyorum :))
Bazi gecelerde de sadece gözlerin kapali 'annesiii' diye soruyorsun ben de 'burdayim canim' dedikten sonra uyumaya devam ediyorsun. Bu zamanlarda seni kendime o kadar cok benzetiyorum ki cünkü bende küçükken Dilekosla ayni odada uyuyorken ki 7 yasima kadar onunla ayni odada uyudum uyurken 'dilek??' diye seslenir o da 'hih' dedikten sonra devam ederdim :)) ayni ben olabikir misin? evet ayni ben :))
Aslinda benim bu cocukluk hatiram yüzünden hala bizimle ayni odada uyuyorsun cünkü kücükken yanliz uyumaktan korkuyor ve sevmiyor, istemiyordum, o duyguyu bildigim icin de seni daha kendi odana geciremedim. Ve kararliyim sen istedigin kadar bizim odada uyuyabilirsin :))
İyi geceler tatli rüyalar tatlim:))

3 kelimeli cümlelerin devami :)

Haftasonu ben sen Dilekos yürüyüşe ciktik. Pusetini almadik ben slingi aldim yanima cünkü hem sana hem pusete hakim olamiyorum o yüzden sling ile rahat ediyorum. Neyse yürüyüşün ortalarinda sen kucak istedin ve ben de yorgun oldugim icin önceleri hayir dedim ama baktim olmuyor kucak kucak diye tuttueuyorsun hadi alayim bari dedim ve biraz da kizginlikla 'tabii anne eşşek alir kucagina' dedim sende 'anne eşşek oldu' dedin :) güleyim mi ağlayayim mi bilemedim :))

21 Haziran 2011 Salı

Öcübi

Yeni sözlerin:

Örümcek sinek arı her türlü yaratığa kullandığın isim : Öcübi

Su çiçeği mi virütik enfeksiyon mu

Tatil dönüşü 39 derece ateşini indiremedik. Bütün gece ayaktaydık. Baban hiç uyumadı gözüne bir gram uyku girmedi (haa o sırada NBA finallerinin de olması bir etken :) ) ben ise topu topu 2 saat uyudum. Soguk kompresler her 4 saatte bir fitil ve şurup çok az etkiledi ateşini. Her 15-20 dakika da bir ateşini kontrol ettik. Bir kulaktan bir koltuk altından. Akşamüstü 39,3 ile başladık sabaha 37,8 e inmiştik. Sonrası ise bir dökme. Su çiçeği dedik önce çünkü kırmızı kırmızı benekler ve ucu iltihap gibi su. Ama sonra 3 gün sonra ben de aynı şekilde 38,7 ateş olup hastanelik olunca ve ben de kırmızı benekler dökünce bunun virütik enfeksiyondan kaynaklandığını anladık.

Canım oğlum kaşınmaktan yorulmadın, ateşten yılmadın, ve ağrılarından etkilenmedin gündüzleri hep gülümsedin eğlendin. Seni çok seviyorum ben ve senin de çocugun oluncaya kadar evlat sevgisinin ne olduğunu, o hastayken senin neleri hissettiğini hiçbir zaman anlamayacaksın. Umarım evlat sevgisini tadarsın ama Allah onun hastalığını hiç göstermesin sana bebeğim.