26 Ocak 2011 Çarşamba

Uykusuz bir gece

Hastalıktan kurtulamadık bir türlü :(
2 haftadır önce ateş ile başlayan sonra nezle ile devam eden en sonunda da öksürük ve hırıltıya dönüşen bir hastalık hikayesi var. Önce ateşlenince korktuk ve ateş düşürücü verdik dedik altından ne çıkacak. Altından nezle çıktı. Burun akıntısı... Sonra o burun akıntısı göğsüne indi ve hırıltı ve öksürük geldi. Daha önceden bronşiolit yaşadığımız için korkmadık ve nasıl olsa evde nebülizatör var diye. Ama ne yazık ki onun da ilaçlığı olmayınca 4 gün yapmamız bir işe yaramamış hastaneye gidip 4 kere 10ar dakikadan buğu yaptık. 3 gün haftasonu evde sana iyi baktık ve iyileştin diye inanılmaz sevindik. Erken sevinmişiz çünkü dün gece çok kötü bir gece geçirdik (ben ve sen). Babanı saat 02:30da yan odaya gönderdim çünkü çoooook horluyordu :) seni de koynuma aldım ve sarmaş dolaş yattım :) uykun kaçtı ve saat 02:30dan 04:30a kadar uyanık kaldın. Birşey yapmadın sadece gözlerin açık bir şekilde elimde, kolumda, göğsümde, üstümde yattın :) Bu arada birara kafanı kaldırıp babanın yattığı yere bakıp "baba?" diye sordun ben de "uyuyor yan odada, bırak uyusun" dedim sen de elinle sus işareti yapıp şşşş dedin :)
Zaman çabuk geçti ve sen en sonunda uykuya daldın ben de sırtımı dönüp uyumaya çalıştım. Çok hafif bir uykuydu çünkü sürekli rüyanada inledin, ıhladın, pıhladın bir oraya bir buraya dönüp durdun. Ve en sonunda saat 06:00da birden çığlık atıp bağırdın ve uykuna devam ettin. Tabii ona uyku denilirse çünkü o çığlıktan sonra uykunda içini çekerek ağlamaya başladın. Nasıl içim gitti anlatamam. İnternetten okuduğum kadarıyla bu zamanlarda bebeğinizi uyandırmayın daha da korkar dediği için sadece kulağına "anne burada, anne yanında, anne seni seviyor" diye fısıldadım ve ninni söyledim. Biraz sakinleşince hadi son dakikalarımda biraz uyuklayayım derken saatin zaten 06:40 olduğunu fark edip boşuna uğraşmayayım dedim :)
İşte böyle uykusuz bir gece geçirdik. Biraz sarıldık, biraz horladık (ben dahil :)), biraz oynaştık, biraz öpüştük, biraz seviştik :)
En kısa zamanda iyi ol bebeğim....

17 Ocak 2011 Pazartesi

Abara

Şu sıralar yeni yeni kelimeler öğreniyorsun ve en sevdiğin kelime abara.

Yani araba :)

Haa bir de kuğbağ var :)

Bir konuşmaya başlasan o kadar çok şey söyleyeceksin anlatacaksın ki eminim bundan :)

Uyku düzeninde değişiklik- Ninni atmasyonu :)

Öncelikle miminin gidişiyle uykuya dalmak biraz zorlaştı. Uyumaya çalışırken sürekli yutkunuyorsun (sanki ağzında emzik var da onu emiyormuş gibi :) ).
Eh üstüne bir de hastalık gelince burun tıkanıklığı boğaz tıkanıklığı daha da zorlaştırıyor herşeyi. Bunun üzerine sen mızmızlanınca ya da ağlamaya başlayınca ne yapacağımızı şaşırıyoruz babanla. Bir gün susturmak için ninni söyledim (Eskiden sen bebekken hep söylerdik ama sonra nedense vazgeçtik) ve birden sen sustun. Eh bunun üzerine son birkaç gündür ninni söylüyoruz. Babanın sesi güzel ninni de biliyor o güzel güzel söylüyor (ben bile uyuyakalıyorum :)) ama benim feci sesim ve hele bir de ninni bilmemem geceleri komik durumlar oluşturuyor. Sen bebekken bir ninni uydurmuştum. Nasıl uydurmuşsam hala aklımda kalmış ve artık geceleri sana bu ninniyi söylüyorum :)

Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Lahanayı yapmak zor
Ben tencereyi sevmem
Düdüklüde yaparım
Hem de olur lezzetli

Feci uydurma bir ninni değil mi? Ve bunu her gece sana söylüyorum. Bakalım büyünce lahana yiyebilecek misin :)

Bronşiolit

"Akciğerlerin İçindeki Küçük Solunum Yolları Olan Bronşiollerin İltihabıdır"

Evet ne yazık ki Batu bronşiolit oldu :(

Önceleri bir ateşle başladı herşey. Sağolsun bakıcımız Sevil beni endişelendirmemek için söylememiş ama 39 dereceyi görmüş. Sonra soguk su kompresleriyle indirebilmiş ama 2 gün boyunca sürekli bir 37,5 derece ateş vardı. Burun akmaya başlayınca hah dedim nezle oldu. Ama daha sonra yine bir ateş ve öküsürük başlayınca Afşin'in (doktorun) yolunu tuttuk ve ne yazık ki bornşiolit olduğunu öğrendik. Çok küçükken bir kere olmuştun o zaman da içimiz gitmişti babanla. Her öksürdüğünde her uykunda mırıldandığında canımızdan can gidiyordu. Aslında di'li geçmiş zaman konuşmamak gerek çünkü yine içimiz gidiyor yine canımızdan can kopuyor her öksürdüğünde. Nasıl garip bir duygudur bu, sana birşey olmasın kat ve katı bana gelsin ama sen iyi ol diye insan düşünebiliyor. Her hırıltı her yutkunma hepsi bizim canımızı acıtıyor :(
Günde 3 kere buğu yapıyoruz sabah akşam da ilaç veriyoruz bakalım umarım 1 hafta sonra Afşin'e gittiğimizde herşey geçmiş olsun...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Mimi Sorunu

İlk günler iyi geçti. Uyumadan önce "mimi? mimi?" diye soruyordun ben sana "Ama sen onu çöpe attın" diyordum ve sen birşeyler söyledikten sonra bırakıyordun. Ama haftasonu artık ağlamaya başlayıp gözyaşı dökünce acaba doğrusunu mu yapıyoruz diye de düşündüm.
Bunu bırakmak zorundayız diye bir şartı yok ki. İnternette de, her yerde de, yazıyor uyumak için kullanıyorsa 3 yaşına kadar kullanabilir diye. O zaman biz neden inat ediyoruz bıraktırmaya anlamıyorum. Evet sen sadece uyumak için değil aklına geldikce istiyorsun ama....
İnsanlar yolda görünce "eee kocaman bebek hala emzik mi kullanıyor" diye soruyorlar. Ben onlara "sen neden çanta kullanıyorsun" ya da "benim özelime" yada en doğrusu "bebeğimin özeline neden karışıyorsun?" diye soruyor muyum?
Neyse anlayacağınız biraz gerildim bu mimiden dolayı üzülmelere. Bakalım daha ne kadar gidecek . Ya da daha doğrusu ben ne kadar dayanabileceğim senin bu üzüntüne....

7 Ocak 2011 Cuma

Mimi'nin Sonu

Dün Sevil (bakıcın) beni arayıp senin mimiyi son 2 saattir istemediğini söyledi. Şaşırdım ama arada çok güzel oyun oynadığın zaman mimiyi istemediğin zamanlar olduğundan fazla da üstünde durmadım.

Miminin ucuna karabiber sürmüş biraz sen de ağzına alınca "ıy uyyy öğğ" diyince "evet pis" demiş sonra da sen gidip mimini çöpe atmışsın. Atış o atış :)

Dün gece uyumada önce mimini sordun ama ben sana "eee Batucğum minini çöpe attın ya mimi çöpte burada yok" dedim sen "eeee mimi???" diye tekrar birkaç kere sordun hatta bayağı bir konuştun (tabii ben anlamadım dediklerini :)) ama "mimi mimi" diye 1-2 dakika konuştun. Ama inat ettim ve "yok canım yok çöpte" dedim ve bence harika birşey oldu ve sen mimisiz uyudun. Gece de mimi demedin. Evet uyandın elimi tuttun, kolumu okşadın ama mimi demedin.

Galiba büyüyorsun Batu :) Seni büyürken seyretmek çok güzel :)

Hadi bakalım miminin sonu geldi umarım bezin de sonu gelir :)

Demonstratif kişilik göstergesi

Başlığı okuyunca ben de "Amanın bu nasıl bir ciddiyettir" dedim ama başka bir cümle aklıma gelmiyor yaptıklarını düşündükce :)

Şu sıralar canım biraz sıkkın. Teyzen, yani ablam, hastanede yatıyor ve ben öğlenleri çıkıp onun yanına gidiyorum. Hem kendime hem sana pek zaman ayıramıyorum bu sebeple ama haftasonu bunu telafi edeceğim.

Neyse teyzenin durumu yüzünden benim tabii ki canım biraz sıkkın, ve biraz da gerginim. Geçen gece eve döndüğümde babanla konuşurken biraz hararetlenmeye başladı konuşma. Kavga diyemem saçma bir olaydı, sesler bile yükselmedi, ama gerginlik oluşmaya başlamıştı. Ve sen yapacağını yaptın ve 21 aylık olarak kişiliğini ilk defa bu kadar demonstratif bir şekilde bize gösterip kulaklarını ellerine kapayıp başını sallamaya başlayıp naninaninaninani diye bağırarak kendi kendine şarkı söylemey başladın. Tabii biz babayla şok :) O anda bize "sizi duymak istemiyorum" "ne konuşacaksanız ya doğru dürüst konuşun ya da yanımda konuşmayın" mesajı verdin bu yaşında bizi hizaya getirdin ve biz babanla hata yaptığımızı anlayıp hemen sarıldık birbirimize. Hemen ben babanı öptüm öptüm sonra "gel Batucuğum seni de öpeyim" dedim ve seni de öptüm öptüm.
Şaşırdım ve asında çok çok gururlandım. Neden mi çünkü bu yaşta kendini dış etkenlerden korudun (dış etkenler bizim babanla sürtüşmemiz oluyor :)) çünkü bize doğruyu gösterdin ve kişiliğinin aslında ne kadar sağlam temellere oturmaya başladığını gösterdin. Seninle inanılmaz gurur duydum. Biliyorum ömür boyu hep negtaifliklerle karşılaşacaksın ama en azından kendini korumayı öğrenmeye başladın bile şimdiden, içimi rahatlattın.
Birtanemsin....