1 Mart 2011 Salı

İki kelimeli cümle :)

Şu sıralar çok güzel konuşmaya başladın... Konuşmaya başladın dersem öyle şiir roman şeklinde değil ama anlaşılır sözcükler anlaşılır komutlar....
2 gün önce mesela bana bir kitap uzattın ve "oku" dedin ki ben ve baban şok :) hiç ama hiç beklemiyorduk böyle anlaşılır bir komut. Ondan sonra da kitabın arka sayfası yırtılmış onu gösterip "yırtık" dedin. Biz daha da şok. Aslında çok güzel kendini ifade ediyorsun ama tabii ben cümleler beklediğim için hala sanki konuşmuyormuşsun gibi geliyor :)

Ama öyle güzel bir "annesiiiii" diyorsun ki ben mest :)

Neyse konumuz dünkü konuşma. Dün Sevil (bakıcın) izin izteyince ve babanın da işi olunca ben kaldım seninle :) Tam bir alemdik. Güldük oynadık kızdık ağladık herşeyi sonuna kadar yaptık. Aslında benim kızmam gereksizdi çünkü senin kendi şahsiyetini bazen ben kabul etmiyorum ve illa benim sözümün geçmesini istiyorum. Yemek yemek istemiyorsan zorla ağzına birşeyler tıkmaya çalışıyorum eh sen de doğal olarak istemeyince ya da bağırınca ben sana kızıyorum. Aslında kızmamam gerek biliyorum ve her seferinde yaptıktan sonra üzülüyorum ama bazen ben de dayanamıyorum illa benim istediğim olsun istiyorum. Daha dikkatli olmama gerek...
Neyse öğle uykusundan önce seni kucağıma aldım ninini söylemeye başladım ama sen kucağımdan kurtulmaya çalıştın. Ben seni hem sıkı sıkı tutuyorum hem de o sırada öpmeye koklamaya çalışıyorum (yani aslında sana tam işkence yapıyorum :) ) sen bana "bırrrraaakkkk" "beni" dedin. Nasıl şaşırdım aptallaştım bir an seni bıraktım sen kaçmaya çalıştın ama hemen kendimi toparlayıp daha da öpmeye sıkıştırmaya başladım :) Tam işkenceci anne :) Eh sen de doğal olarak bastın yaygarayı :) Neyse sonra o kadar güzel 3 saat uyudun ki ben de yanında dergi kitap okudum huzurlu ve sakin bir şekilde öğlemizi geçirdik.

Bu arada uyurken arada sırada gözünü açıp bakıyorsun, yanında ben uyuyor numarası yapıyorsam, yani gözlerim kapalı, sen de kapatıp gözlerini devam ediyorsun uyumaya :) Ayrıca elin de mutlaka bana, çıplak koluma, tenime değmeli. Eğer uzun kollu birşey giymişsem elini sokup içeri tenimi bulmaya çalışıyorsun :)
Bayılıyorum bu duruma çünkü ben de çocukken illa kulakla oynamalıymışım uyumak için. Ayrıca ben çocukken ablamla aynı odada uyurken hep "Dilek??" diye sorup odada hala var mı yok mu diye kontrol edermişim. Yani senin de elimi, kolumu tutma isteğin ve benimle aynı odada uyuma isteğini çok çok doğal buluyorum ve aynı ben diyorum :)

Not: Şu anda 23 aylıksın ama hala benimle (ve tabii ki babanla) aynı odada uyuyoruz. Sen yatağında biz yatağımızda ama mutlu mesut aynı odada. Bu sen istemeyene kadar da devam edecek bunu da buraya açıkca utanmadan sıkılmadan yazıyorum : ))

14 Şubat 2011 Pazartesi

Yi

Anne: Batuuuu annesi yesin mi seni?
Batu: Ih ıh
Anne: :(
Batu: :)
Anne: Batuuuu anne yesin mi seni?
Batu: Ih ıh
Anne: :(
Batu: :)
Anne: Batuuuu yiyiyim mi seni?
Batu: Yi

:))))))))))))))))))

26 Ocak 2011 Çarşamba

Uykusuz bir gece

Hastalıktan kurtulamadık bir türlü :(
2 haftadır önce ateş ile başlayan sonra nezle ile devam eden en sonunda da öksürük ve hırıltıya dönüşen bir hastalık hikayesi var. Önce ateşlenince korktuk ve ateş düşürücü verdik dedik altından ne çıkacak. Altından nezle çıktı. Burun akıntısı... Sonra o burun akıntısı göğsüne indi ve hırıltı ve öksürük geldi. Daha önceden bronşiolit yaşadığımız için korkmadık ve nasıl olsa evde nebülizatör var diye. Ama ne yazık ki onun da ilaçlığı olmayınca 4 gün yapmamız bir işe yaramamış hastaneye gidip 4 kere 10ar dakikadan buğu yaptık. 3 gün haftasonu evde sana iyi baktık ve iyileştin diye inanılmaz sevindik. Erken sevinmişiz çünkü dün gece çok kötü bir gece geçirdik (ben ve sen). Babanı saat 02:30da yan odaya gönderdim çünkü çoooook horluyordu :) seni de koynuma aldım ve sarmaş dolaş yattım :) uykun kaçtı ve saat 02:30dan 04:30a kadar uyanık kaldın. Birşey yapmadın sadece gözlerin açık bir şekilde elimde, kolumda, göğsümde, üstümde yattın :) Bu arada birara kafanı kaldırıp babanın yattığı yere bakıp "baba?" diye sordun ben de "uyuyor yan odada, bırak uyusun" dedim sen de elinle sus işareti yapıp şşşş dedin :)
Zaman çabuk geçti ve sen en sonunda uykuya daldın ben de sırtımı dönüp uyumaya çalıştım. Çok hafif bir uykuydu çünkü sürekli rüyanada inledin, ıhladın, pıhladın bir oraya bir buraya dönüp durdun. Ve en sonunda saat 06:00da birden çığlık atıp bağırdın ve uykuna devam ettin. Tabii ona uyku denilirse çünkü o çığlıktan sonra uykunda içini çekerek ağlamaya başladın. Nasıl içim gitti anlatamam. İnternetten okuduğum kadarıyla bu zamanlarda bebeğinizi uyandırmayın daha da korkar dediği için sadece kulağına "anne burada, anne yanında, anne seni seviyor" diye fısıldadım ve ninni söyledim. Biraz sakinleşince hadi son dakikalarımda biraz uyuklayayım derken saatin zaten 06:40 olduğunu fark edip boşuna uğraşmayayım dedim :)
İşte böyle uykusuz bir gece geçirdik. Biraz sarıldık, biraz horladık (ben dahil :)), biraz oynaştık, biraz öpüştük, biraz seviştik :)
En kısa zamanda iyi ol bebeğim....

17 Ocak 2011 Pazartesi

Abara

Şu sıralar yeni yeni kelimeler öğreniyorsun ve en sevdiğin kelime abara.

Yani araba :)

Haa bir de kuğbağ var :)

Bir konuşmaya başlasan o kadar çok şey söyleyeceksin anlatacaksın ki eminim bundan :)

Uyku düzeninde değişiklik- Ninni atmasyonu :)

Öncelikle miminin gidişiyle uykuya dalmak biraz zorlaştı. Uyumaya çalışırken sürekli yutkunuyorsun (sanki ağzında emzik var da onu emiyormuş gibi :) ).
Eh üstüne bir de hastalık gelince burun tıkanıklığı boğaz tıkanıklığı daha da zorlaştırıyor herşeyi. Bunun üzerine sen mızmızlanınca ya da ağlamaya başlayınca ne yapacağımızı şaşırıyoruz babanla. Bir gün susturmak için ninni söyledim (Eskiden sen bebekken hep söylerdik ama sonra nedense vazgeçtik) ve birden sen sustun. Eh bunun üzerine son birkaç gündür ninni söylüyoruz. Babanın sesi güzel ninni de biliyor o güzel güzel söylüyor (ben bile uyuyakalıyorum :)) ama benim feci sesim ve hele bir de ninni bilmemem geceleri komik durumlar oluşturuyor. Sen bebekken bir ninni uydurmuştum. Nasıl uydurmuşsam hala aklımda kalmış ve artık geceleri sana bu ninniyi söylüyorum :)

Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı
Lahanayı yapmak zor
Ben tencereyi sevmem
Düdüklüde yaparım
Hem de olur lezzetli

Feci uydurma bir ninni değil mi? Ve bunu her gece sana söylüyorum. Bakalım büyünce lahana yiyebilecek misin :)

Bronşiolit

"Akciğerlerin İçindeki Küçük Solunum Yolları Olan Bronşiollerin İltihabıdır"

Evet ne yazık ki Batu bronşiolit oldu :(

Önceleri bir ateşle başladı herşey. Sağolsun bakıcımız Sevil beni endişelendirmemek için söylememiş ama 39 dereceyi görmüş. Sonra soguk su kompresleriyle indirebilmiş ama 2 gün boyunca sürekli bir 37,5 derece ateş vardı. Burun akmaya başlayınca hah dedim nezle oldu. Ama daha sonra yine bir ateş ve öküsürük başlayınca Afşin'in (doktorun) yolunu tuttuk ve ne yazık ki bornşiolit olduğunu öğrendik. Çok küçükken bir kere olmuştun o zaman da içimiz gitmişti babanla. Her öksürdüğünde her uykunda mırıldandığında canımızdan can gidiyordu. Aslında di'li geçmiş zaman konuşmamak gerek çünkü yine içimiz gidiyor yine canımızdan can kopuyor her öksürdüğünde. Nasıl garip bir duygudur bu, sana birşey olmasın kat ve katı bana gelsin ama sen iyi ol diye insan düşünebiliyor. Her hırıltı her yutkunma hepsi bizim canımızı acıtıyor :(
Günde 3 kere buğu yapıyoruz sabah akşam da ilaç veriyoruz bakalım umarım 1 hafta sonra Afşin'e gittiğimizde herşey geçmiş olsun...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Mimi Sorunu

İlk günler iyi geçti. Uyumadan önce "mimi? mimi?" diye soruyordun ben sana "Ama sen onu çöpe attın" diyordum ve sen birşeyler söyledikten sonra bırakıyordun. Ama haftasonu artık ağlamaya başlayıp gözyaşı dökünce acaba doğrusunu mu yapıyoruz diye de düşündüm.
Bunu bırakmak zorundayız diye bir şartı yok ki. İnternette de, her yerde de, yazıyor uyumak için kullanıyorsa 3 yaşına kadar kullanabilir diye. O zaman biz neden inat ediyoruz bıraktırmaya anlamıyorum. Evet sen sadece uyumak için değil aklına geldikce istiyorsun ama....
İnsanlar yolda görünce "eee kocaman bebek hala emzik mi kullanıyor" diye soruyorlar. Ben onlara "sen neden çanta kullanıyorsun" ya da "benim özelime" yada en doğrusu "bebeğimin özeline neden karışıyorsun?" diye soruyor muyum?
Neyse anlayacağınız biraz gerildim bu mimiden dolayı üzülmelere. Bakalım daha ne kadar gidecek . Ya da daha doğrusu ben ne kadar dayanabileceğim senin bu üzüntüne....